Kuran ışığında İslam


Dindarlık kaybetmiyor, kayboluyor - Dücane Cündüoğlu

— "Ramazan geldi. İyiliklerde kat kat sevaplar, günahlardan % 100 arınma imkanı. Değerlendirin!"

Beşiktaş Müftülüğü onbeş farklı noktaya astığı afişlerle Ramazan'ın gelişini böyle sunuyor. Yukarıdaki, metnin düzeltilmiş hâli.

Aslı ise şöyleymiş:

— "Ramazan geldi. İyiliklerde kat kat sevaplar, günahlarda % 100'e varan indirimler. Bu fırsatı kaçırmayın!"

Bir semt pazarındayız sanki. Fatih'te Çarşamba günü kurulan halk pazarında...

Maaşlı din memurları kendi hâlinde yolda yürüyen zavallı halkın dikkatini çekmeye çalışıp onlara % 100 arınma imkânı bahşediyorlar. Din diliyle değil, piyasa diliyle. Hem de Beşiktaş'ta.

* * *

İndirimi kim yapıyor acaba?

Beşiktaş Müftülüğü mü?

Belki de Diyanet İşleri Başkanlığı?

Eğer öyleyse, kampanyanın kapsamını niçin genişletmiyorlar?

İndirimlerden sadece Beşiktaşlılar mı yararlanacak, yoksa bütün vatandaşlar mı?

Akla takılan bir başka soru da bu indirimlerin neyin karşılığında olduğu.

Öyle ya, bu % 100'e varan indirimlerden yararlanmak için ne yapacağız?

Muhtemelen ibadetleri artıracağız.

Daha çok kupon daha çok indirim, daha çok ibadet daha çok sevap!

Bu ağustos sıcağında kârlı bir alışveriş sayılır mı, indirimden yararlananlar söylesin!

* * *

Bu ilanı hazırlayanlar akılları sıra iyi bir şey yaptıklarını sanıyorlar.

Nedir o iyi şey?

Tebliğ. Yani insanları hakka, hakikate davet etmek.

Bir banka önündeymişiz gibi.

Bu bir davet dili değil, reklam dili.

En azından ürünün niteliğini önemsemeyen bir aymazlık.

Pazarlıyorlar, yani tabir-i diğerle, dini pazara doğru yuvarlıyorlar.

Kim yapıyor bu pazarlama işlemini?

Beşiktaş Müftülüğü. Yani dini pazara süren bizzat devletin resmî din kurumu.

* * *

ASHAB-I UHDUD

Peygamberimizin anlattığına göre bir kral vardı. Bu kralın bir kâhini vardı. Kâhin ihtiyarlayınca yetiştirilmesi için bir genç istedi. Bu genç kâhine eğitim almak için giderken yolda bir rahibe rastladı. Ondan da eğitim almaya başladı. Fakat hem eve hem de kâhine geç kalır dayak yerdi. Kâhinle rahibin dedikleri birbiriyle çelişiyordu.
Delikanlı günün birinde insanların yolunu kesen bir kervana rastladı. Elinde taş olarak “Allah’ım eğer rahibin işini kahinden çok seviyorsan bu taşla bu hayvanı öldür yoksa öldürme dedi.” Taşı attı ve hayvan öldü. Durumu rahibe anlattı. Rahip “yavrucuğum bugün sen benden daha üstünsün senin başına bela gelecek, yerimi söyleme “ dedi. Delikanlının duaları kabul oluyordu. Hataları duasıyla iyileştiriyordu. Kralın arkadaşlarından biri kör olmuştu. Birçok hediyelerle yanına gitti. Gençten kendisini iyileştirmesini istedi o da şifanın Allah’a ait olduğunu iman etmesi gerektiğini söyledi. İman etti, Allah da şifa verdi.
Padişah durumu öğrenince bu adamı tutukladı işkenceyle gencin yerini öğrendi. Genci yakalattı. Genç kendisinin bir sihirbaz olmadığını iyileştirdiği hataların şifalarını Allah’ın verdiğini söyleyip kralı Allah’a davet etti. Fakat kral ona da işkence ederek rahibin yerini öğrendi. Rahibe dininden dönmesini söyledi. Rahip dinlemeyince kral testere istedi ve rahibin başını orta yerinden ikiye ayırdı. Her parçası bir yana düştü. Meclis arkadaşına dön dedi. O da dönmeyince ona da aynısını yaptı. Genci de kendi arkadaşına teslim ederek yüksek bir dağa götürülüp tepesinden atılmasını istedi. Genç dua etti dağ sarsıldı. Ellerinden kurtulup kralın yanına geldi. Kral:
-Arkadaşlarım ne oldu? Dedi. Delikanlı:

ALİ ŞERİATİ

İranın bir köyünde 1933 yılında doğdu. Fakir ve yoksul bir ailenin çocuğuydu. Eğitimini bitirdikten sonra öğretmenlik yaptı.
Ali Şeriati daha ortaöğretim yıllarındayken çalışmalarına başlamıştı. İslami hareketin aktif bir geni olarak bütün mesaisini harcıyordu. Kendisini iyi yetiştiriyordu.
Ulusal Direniş Cephesine katılarak çalışmalarını burada da sürdürdü. Ama rejimin sadık kulları tarikatın peşine düştüler. Birçok Müslüman tutuklandı. Ali Şeriati ve babası da tutuklandı. Sekiz ay zindanda kaldı ve akla gelmedik işkenceler gördü. Çıktıktan sonra da sıkıntılı bir hayat başladı. Şehit birinin kız kardeşi ile evlendi. Eğitimini devam ettirmek amacıyla Fransa’ya gitti. Sosyoloji ve İslam tarihi alanlarında doktorasını tamamlayarak doktor oldu. Şah rejiminin ülkesine döndüğünde onu yine bir köy ilkokuluna atadılar.
Fakat Ali şeraiti durmadı. Fikir ve düşüncülerini anlatıyor, konferanslar veriyordu. Beraberinde canlanan hareketse dikkat çekiyordu. Gözden düşürme kampanyaları fayda etmeyince tutuklama kararı çıktı. O ise kaçtı. Babası tutuklanınca gelip teslim oldu. Sekiz ay sürdü yine işkence ve sıkıntılar…
Bu dönemde yüzlerce eser verdi. Eserleri hala İslam dünyasında ilgi görmektedir. Çıkınca rejim tarafından rahat bırakılmıyordu. Gizlice İngiltere’ye gitti. Fransa’daki çalışmaları bilindiğinden İngiltere’de de durmayacağı biliniyordu. 1977’de Londra’da esrarengiz bir şekilde şehit edildi.

HZ. EBUBEKİR’ İN HUTBESİ

Ey Müslümanlar!

Sizin en hayırlınız olmadığım halde sizi idare etmek için seçildim. İyilik yaparsam bana yardım ediniz. Kötülük yaparsam beni doğrultunuz. Doğruluk emanet yalancılık da hıyanettir.
Sizin yanınızda zayıf olanlar haklarını alıncaya kadar benim yanımda güçlüdürler. Yanınızdaki güçlüler de onlar üzerindeki hakları alınıncaya kadar yanımda güçsüzdürler.
Hangi İslam toplumu Allah yolunda cihadı terk ederse Allah ona zillet ve aşağılık verir. Hangi Müslüman toplum arasında fuhuş yayılırsa Allah onlar vereceği bela ve cezayı genelleştirir.
Allah’a ve Resulüne itaat ettiğim müddetçe bana itaat edin. Şayet ben Allah’a ve onun elçisine isyan edersem artık bana itaat yoktur.

KURANDAN ÖRNEK DULAR

1.Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.
2.Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver ahrette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.
3.Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı dehşetli ve süreklidir.
4.Ey Rabbimiz! Bize peygamberlerin vasıtası ile vaat ettiklerini de ikram et. Kıyamet gününde bizi rezil rüsva eyleme. Şüphesiz ki sen sözünden caymazsın.
5.Ey Rabbimiz! Bize gözümüzün aydınlığı eşler ve çocuklar bahşeyle ve sahiplerine önder kıl.
6.Ey Rabbimiz! Biz ancak sana tevekkül edip güvendik yalnız sana yöneldik. Ve biliyoruz ki dönüş sanadır.

SEDAT YENİGÜN

Sedat Yenigün edebiyat öğretmenliği ve lisede müdür yardımcılığı görevini yapıyordu. Mücadele hayatına TBMM’nin ortaöğretim komitesinde başlamıştı.
O zaman yayınlanmakta olan İslami Hareket gazetesinin yeni sayısıyla ilgili toplantıya katılmış, ikindi namazını kılmak için Hırka-i Şerif camiine gitmişti. Oradan her zaman uğradığı berbere giderken kendini takip eden katillerden habersizdi. Berberde otururken içeri giren iki kişinin kurşunlarıyla şehit oldu.
Sedat Yenigün iki büyük vasfı vardı. Birincisi sarsılmaz imanı ikincisi ise örnek ahlâkıydı. Onun imanı o kadar kuvvetliydi ki, İslam için vermeyeceği bir şeyi yoktu. Sedat Yenigün bu iman zirvesine ulaştığı için ölümsüzlüğü göze almıştır. Allah, buna mükâfat alarak şehitliği ona nasip etmiştir.

NASUH TEVBE

Ey iman edenler! Allah’a öyle bir tövbe edin ki nasuh bir teybe olsun. Ola ki Rabbiniz kusurlarınızı örter. Allah’ın peygamberleri ve onun beraberindeki iman edenleri utandırmayacağı günde sizi altından ırmak akan cennete koyar. Onların nurları, önlerinden ve sağ yanlarından koşarak şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz bizlere nurumuzu tamamla ve bilgiyi bağışla. Şüphesiz ki sen her şeye kadirsin.”.(Tahrim suresi8)
Ayette bahsedilen nasuh tövbe samimi gayet ciddi içten yalvararak bir daha günaha dönmemek ve günahın kalıntılarını temizleyip telafi etmek için yapılan tövbedir. Nasuh tövbe edenin aynı zamanda işlediği günah kadar sevap işlemesi de gerekir. Tövbe günahın enkazını temizlemek, davranışlarıyla bunu göstermektir. İstiğfar yani bağış dilemek aynı şeydir.

BİR ŞİFALI BESİN

Polen, bal, aktif arı sütü, mineral, protein ve vitamin bakımından doğada keşfedilen en güçlü besin kaynağıdır. Taşıdığı özelliklerle insan hücrelerini süratle yeniler, pek çok hastalığın yok olmasına büyük katkısı olur. Bal, polen ve arı sütünde 2000 değişik bitkinin özü vardır. Yavru arıların ana arıyı beslemesi için asker arılar tarafından bin bir çeşit çiçekten özenle toplanan polen ve arı sütü taşıdığı özellikle insanoğlunu hayretler içinde bırakmıştır. Normal bir arı 40 gün yaşamakta polen ve arı sütüyle beslenen ana arı 3 yıl yaşamaktadır.

KURANI KERİMİN KİTAP HALİNE GETİRİLMESİ

Kuran Hz. Ebubekir zamanında kitap haline getirildi. Kuran sayfaları deri parçaları ve eşyaların üzerine yazılıydı. Peygamberimize gelen vahiyler ceylan derilerine tahta kemik hurma yaprağı ve ince beyaz taşlara yazılıyor çok sıkı bir şekilde korunuyordu. Ayrıca bütün Kuran hafızlar tarafında ezberleniyordu. Yalancı peygamberlerle yapılan savaşlarda pek çok hafızın şehit olması üzerine Hz. Ömer Kuran sayfalarının toplatılıp kitap haline getirilmesini teklif etti.
Hz. Ebubekir Kuran ayetlerinin kitap haline getirilmesi görevini Zeyd bin Sabit’e verdi. Zeyd Bin Sabit’in başkanlığında kurulan komisyon bütün yazılı ayetleri büyük titizlik ve incelikle toplattı. Kuran ayetleri komisyon, şahitler ve hafızlar tarafından incelenerek peygamberimizin hafızlara ezberlettiği sıraya göre ayetler sıralanarak kitap haline getirdiler. En ufak bir hataya yer vermemek için kitap haline getirilen Kuran Hz. Osman tarafından bütün sahabelere okundu. Peygamberimize gelenin aynısı olduğu eksiliğinin, fazlalığının ya da herhangi bir yanlışlığının olmadığı onaylandıktan sonra Hz. Ebubekir’ e teslim edildi. Böylece Kuran bugüne kadar hiçbir kelimesi değişmeden geldi.

SOĞAN NEDEN AĞLATIR?

Soğanın içindeki kükürt atomlarının havayla temas etmesi sonucu uçucu ve gözleri tahriş eden bir yağ çıkması sebebiyle insan gözü yaşarır.

Yardımeli Derneği

 

HABERLER



 

Müzik Dinle

Allah'a çağıran, iyi işler yapan ve ben Allah'a teslim olmuş müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. (Fussilet 33)

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Hz. Muhammed (S.A)

Bu dünyaya çıplak geldik, çıplak gideceğiz. ( Cervantes)

Kimler yeni

  • AlexiaAsuris
  • Gotaslalaby
  • huberteubank
  • endeaceSeex
  • hafız

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş

Ana Menü

Secondary links

Anket

FİLİSTİN İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORMUYUZ?:

En son ağ günlüğü gönderileri