altuğ

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Çağımızın en önemli iletişim araçlarından biri olan televizyon, bilinçli ve amaca uygun kullanıldığında hem yetişkinler hem de çocuklar için büyük fayda sağlayabilir. Ancak günümüzde televizyon programlarına baktığımızda farklı amaçlara hizmet eden yayınlar dikkati çekmektedir.
Gerek çocuk gerekse yetişkinler için hazırlanan bu programlar gerilimi ve kavgayı makul gibi gösterirken genç ve taze beyinlere bilerek ya da bilmeyerek büyük zararlar vermektedir. 2000 yılında Amerikan Pediatri Akademisi tarafından yayınlanan rapora göre “Televizyondaki şiddet sahneleri ile çocuklardaki agresif davranışlar arasında, akciğer kanseri ve pasif sigara içicileri arasında olduğundan daha yakın bir ilişki bulunmakta”dır. ( Media Resource Team of American Association of Pediatrics, “Media Violence,” Archives of Pediatric Adolescent Medicine 108:5 (2001), pp. 17–23)
Televizyonun etkileri üzerinde yapılan araştırmalarda, özellikle çocuklar için hazırlanan programların diğer programlardan %10 daha fazla şiddet öğesi içerdiği saptanmıştır. Böylesine yoğun şiddet öğesine maruz kalan çocuklar bir süre sonra televizyondaki şiddetten etkilenerek saldırgan davranışlar sergilemeye başlamaktadır.

Televizyondaki şiddet görüntüleri nedeniyle çocuklar; diğer kişilerin acı çekmesine ve yaralanmasına daha az duyarlı olabilmekte, içinde yaşadıkları dünyadan korku duyabilmekte ve diğer kişilere agresif davranmaya ve zarar vermeye daha yatkın olabilmektedir. (The American Academy of Pediatrics- What Children See and Learn- Television’s Impact on Children)

Tebliğde Üslup

‘Konuşma’ insanın karakterini ortaya koyan en önemli özelliklerden biridir. İnsanlar fikir, düşünce ve inançlarını konuşarak ifade ederler.
İnsan konuşmalarıyla kendisini deşifre eder. Kişinin iyi niyetli, samimi, candan olduğu ya da iki yüzlü, art niyetli olduğu konuşmalarından ve üslubundan rahatlıkla anlaşılır. Allah, Kuran’da konuşma üslubunun kişiyi tanıtıcı bir özellik olduğunu şu şekilde bildirmiştir:
‘Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.’ (Muhammed Suresi, 30)
Samimi bir imanla Allah’a bağlı olan insanın en önemli özelliği ‘Müslümanca’ konuşmaktır. Yüce Rabbimiz bir müminin nasıl bir karaktere ve üsluba sahip olması gerektiğini ayetlerle açıkça bildirmiştir.
Allah kullarını, yaşadıkları hak dini ve güzel ahlakı insanlara anlatmakla sorumlu kılmıştır. İnsanlar bu önemli sorumluluğu yerine getirirken güzel söz ve yumuşak üslup kullanmalıdır. Kuran’da geçen ‘Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi.’ (Ali İmran Suresi,159) ayeti tüm müminler için bir öğüttür.
Bugün bazı insanların, Kuran ahlakına yakışmayan üsluplar kullanarak, küfürle ve saldırgan tavırlarla Allah’ın güzel dinine zarar verdiklerini, insanları dine yaklaştırmak yerine dinden uzaklaştıran bir yaklaşım içinde olduklarını görüyoruz. Hiçbir dönemde peygamberler ve etrafındaki müminler küfre ve çirkin üsluplara yaklaşmamış, dini yalnızca en güzel olan tarzda tebliğ etmiş ve güzel ahlaktan asla taviz vermemişlerdir. Tarihin en azılı kâfiri Firavun’a bile, Allah’ın emriyle yumuşak ve güzel sözle tebliğ yapan Hz. Musa ve Hz. Harun buna en güzel örnektir. "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar." (Taha Suresi, 43-44)

Reklam

İçeriği paylaş