imtihan

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Dünyada bu kadar çok zulüm olması ile Allah'ın varlığı, merhameti çelişir mi?

Dünyada bu kadar çok zulüm olması ile Allah'ın varlığı, merhameti çelişir mi?

Kâinâtta gerçek mânâda çirkinlik ve kötülük yoktur. “O her şeyi en güzel şekilde yarattı” âyeti her bir çirkin görünen şeyde de bir çok güzelliğin gizli olduğunu haykırır. En çirkin görünen şeylerde, en kötü bilinen olaylarda bile hakîkî bir güzellik ciheti vardır. Kâinâtta her şey ya hüsn-ü bizzattır, yani ya bizzat güzeldir. Ya da hüsn-ü bilgayrdır, yani neticeleri itibariyle güzeldir.
Çirkinlik ve kötülük gibi gözüken ve insanların hoşuna gitmeyen eşya ve olaylar, perde arkasında parlak güzellikler ve büyük intizamlarla sarılmış vaziyettedirler. Meselâ bahar mevsiminde korku veren fırtınalı yağmur ve sevilmeyen çamurlu toprak perdesi altında sonsuz derece güzel çiçek ve muntazam bitkilerin tebessümleri saklanmıştır.
Allah(c.c.), bu alemi hikmetleri gereği insan merkezli ve özgür irade temelinde yaratmıştır. Zulüm ve kötülükler, insanlar tarafından irade ve tercih edilmektedir. Sorumluluk seçene aittir. Allah, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışları bildirmiştir. Tercih insana aittir.

Sizi Allah’a şikâyet ediyorum...

“Sakın ha sakın, zalimlere meyletmeyin! Sonra ateş size de dokunur!”
İçinden geçtiğimiz zamanlar imtihan zamanları.
Sadece konuştuklarımızdan değil, konuşmadıklarımızdan da;
sadece yandaşlıklarımızdan değil, karşıtlıklarımızdan da;
sadece sevdiklerimizden değil, nefret ettiklerimizden de hesaba çekileceğiz.
Onun için doğru bir duruş sergilemeye, konuştuğumuzda hakkı söylemeye,
hakkı hakkıyla haykıramayacaksak susmaya özen göstermeliyiz.
Sizi Allah’a şikâyet ediyorum...
Zira bu ülkeye, bu ümmete kötülük yapıyorsunuz, umutlarımızı kırıyorsunuz, ‘Allah, din, cemaat hoca’ gibi kıymetli kavramlarımızı lekeliyorsunuz!
Bu ülkenin sırlarını Amerika ve İsrail’e servis ediyorsunuz! Bu tutumunuzla sadece ülke insanına değil, bu ülkeye ümit bağlamış mazlumlara da zulmediyorsunuz!
Ümmet coğrafyasında yeşeren umutları kim adına, ne amaçla yıkıyorsunuz?
Sizi Allah’a şikâyet ediyorum...
Zira, hepimizi aptal yerine koyuyorsunuz, bu topraklarda İslam’ı yok etmeye çalışanlara oy vermeleri için mensuplarınızı Kur’an’a el basarak yemin etmeye zorluyorsunuz!
Koca Osmanlı Devleti’ni yıkanlar, yerini neyin alacağını planlamayı mı unuttular sizce? Bugün gördüğümüz, o günkü projenin bir devamıdır, bunu göremiyor musunuz?
Müslümanların toparlanmasını, kendi hür iradesiyle kendini yönetmesini engellemek içindir; Mursi’yi Sisi’ye, Suriye’yi Esed’e, Yemen’i Ali Abdullah’a, Hicaz’ı Suud ailesine yedirmeleri!
Bu memlekette ‘Allah’ demenin yasak olduğu, Kur’an’a hakaretler edildiği, müminlerin işkencelere tabi tutulduğu, camilerin ahıra dönüştürüldüğü yılları yaşamadık mı sayacağız?

Farklı toplum ve kültürlerde dünyaya gelme ve imtihandaki adalet

Farklı toplum ve kültürlerde dünyaya gelme ve imtihandaki adaletle ilgili bir mülahaza:

Cennete giden insanlar başka toplumlarda, başka ailelerden, başka din ve kültürlerin yaşandığı yerlerde dünyaya gelselerdi yine hepsi cennetlik olabilecekler miydi? Cehenneme gidenler de müslüman toplumlarda, müslüman ailelerden dünyaya gelselerdi yine hepsi cehennemlik mi olurdu?
Yaşanan durumlar en azından bunun yüzde yüz tamamen böyle olmayacağını gösteriyor. Çünkü inancın ve kültürün toplumsal boyutu da var.
Kimin hangi ailede, hangi toplumda dünyaya geleceğini Allah belirlediğine göre bu durumu irade etmiş olmuyor mu? Bu haksızlık veya adaletsizlik olmaz mı? Çünkü farklı durumlarda farklı şartlara muhatap olunacak belki iman etmeyen iman edecek. Çok günah işleyen belki az işleyecek. Yani kimin cennete, kimin cehenneme gideceğine Allah karar vermiş olmuyor mu? Bu durum merhamet ve adaletle bağdaşır mı?
Yani bir bakıma öğrencilerini çok iyi tanıyan ve her öğrenciye farklı soru soran bir öğretmenin bazı öğrencilerine kolay soruları vererek geçmelerini sağlaması gibi. Yani kimin hangi sorularla geçebileceğini bildiği halde çok az kişinin geçmesini netice verecek bir soru öğrenci eşleştirmesi yapması öğretmenin taraf tuttuğunu göstermez mi? Adalet ve merhametle bağdaşır mı? Sorular farklı eşleştirilse belki geçen kalan listesi ve sayısı değişecek, belki çoğunluk değil daha az kişi ceza alacak.

Farklı boyutları olan bu sorunun anlaşılması için öncelikle kainatın yaratılış amacı, sebebi ve hikmetlerinin bilinmesi gerekir:

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de bunu şöyle ifade etmiştir:

* Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphe ediyorsanız, düşünün ki biz, sizi topraktan, sonra bir meniden, sonra bir pıhtı kandan, sonra şekli belli belirsiz bir lokma etten(ceninden) yarattık. Size kudretimizin kemalini açıkça gösterelim diye. (Hacc, 5)

"Herşeyden sıyrılıp yalnız O'na (Allah'a yönel)" Müzemmil 8

Reklam

İçeriği paylaş