mümin

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

n/a

n/a

Müminlerin Farkı

İçinde yaşadığımız toplumda birbirinden farklı karakterlere sahip yüzlerce insan yaşar. Kimi kıskanç, kimi hırslı, kimi hoşgörülü kimi sinirli, kimi kavgacı… saymakla bitmeyecek kadar çok karaktere ve huya sahip milyonlarca insan.
İyilerin ve kötülerin bir arada yaşadığı dünyamızda, müminler, münafıklar, müşrikler ve küfür de bir arada yaşar ve gösterdikleri ahlakla birbirlerinden keskin bir bıçak gibi ayrılırlar.

Günlük hayatta yaşanan olaylara bakış açıları ve gösterdikleri tepkilerle müminler, farklı bir güzelliğe ve asalete sahiptirler. Allah’ın kendileri için takdir ettiği kaderi büyük bir nezaketle izleyerek en güzel davranışı sergiler ve Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlarlar.

İş yerinde, okulda, trafikte ya da herhangi bir ortamda yaşanan olumsuzluklarda, Allah’ı unutan insanların verdiği tepkilerle, müminlerin sabırlı ve sakin tavırları arasında büyük bir fark vardır. Müminler nefislerini tatmin etmek yerine Allah'ın hoşnut olacağı tavrı göstermeyi hedefledikleri için hırs ve öfkeye kapılmazlar. Cahiliye insanları gibi ani tepkiler vererek geri dönüşü olmayan hatalara düşmezler.

Müminler sahip oldukları herşeyin tek sahibinin Allah olduğunu çok iyi bilirler. Zenginlikleriyle övünen ve gücü kendilerinde gören insanlardan farklı olarak mallarını, Allah yolunda harcar ve israfa meyletmezler. Kazandıklarıyla sevinen ve onlarla dünyada oynayıp oylananların karşılaşacakları sonu bilirler ve bu hataya düşmekten sakınırlar.

İnkar edenlerin ülke ülke dönüp-dolaşmaları seni aldatmasın. (Bu) Az bir yarar(lanma)dır. Sonra bunların barınma yerleri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o! (Ali İmran Suresi, 197)

Müminlerin Özellikleri

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,
Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir. Onlar ki namazlarında huşu içindedirler. Onlar ki faydasız işe ve boş lafa bakmazlar. Onlar ki zekât vermek için çalışırlar. Onlar ki ırzlarını korurlar. Ancak eşleri yahut akitleri aracılığı ile sahip bulundukları müstesnadır. Çünkü bunlar ilişkileri yüzünden kınanmazlar. Kim de bunun ötesini ararsa işte onlar sınırı aşanlardır. Onlar emanetlerine ve sevdiklerine, söze riayet ederler. Onlar namazlarını korurular.
İşte Onlardır o mirasçılar. Onlar Firdevs’e varis olacaklar, orada sonsuza dek keyifle kalacaklar.(Müminun suresi)

MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİYOR?

İlk Müslümanlar davalarında ancak cihat etmek kurban vermek bol bol mali fedakârlıkta bulunmak can ve mallarını bu uğurda başarıya ulaşılabileceğini bilmişlerdir. Böylece onlar canlarıyla bu yola atılmışlar ruhlarını feda etmişler ve Allah yolunda hakkıyla cihat etmişlerdir.
Onlara seslenen Allah’ın şu buyruğunu işitmişlerdi. “Deki eğer babalarınız oğullarınız kardeşleriniz eşleriniz, akrabalarınız elde ettiğiniz mallar, durgunluğundan korktuğunuz ticaretiniz ve hoşlandığınız evleriniz Allah’tan peygamberinden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevgili ise Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar güruhunu doğru yola iletmez.” (Tevbe 24)
Sahabeden Hz. Ebubekir Tebük seferinde malını Allah yolunda harcadıktan sonra şöyle demiştir. “Allah için Allah ve resulünü bıraktım.” Sahabelerden biri ölümle karşılaşırken şöyle diyordu. Bu arada kılıç boynuna inmişti. “Müslüman olarak öldükten sonra Allah yolunda hangi tarafa yıkılacağıma önem vermem.”
Onlar böyleydiler. Samimi olarak Allah yolunda cihat ediyorlardı. Allah yolunda mallarını bol bol harcıyorlardı. Bütün fedakârlıklarda bulunuyorlardı. Biz de onlar gibi olmalıyız.

UYAN MÜSLÜMAN I

Sen Ey Uyuyan Gonca! Uyan bak Nergis gibi
Hünerin sarayını hüzünler yağmaladı
Ezan sesleri ile Çemen Kuşu ağladı
Ateş her bir yanı hararetle dağladı
Bak her taraf perişan uyan ağır uykudan
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Hırkanı, seccadeni, kılıcını kuşan gel
Gizli sırları açan bak hangi noktadır
Toprak bedenin mülkse, din de ruhuna candır.
Tenle can birleşince ölümsüzlük yaşanır
Yaşamak istiyorsan uyan ağır uykudan
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Ne olur biraz kımıldan! Uyan ağır uykudan!
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Kalk şu konağından yakın şarabını iç
Ezelin namusun eminsin Emin sin
Evrenin sahibinin sağı sen solu sensin
Topraktansın hem yamasın hem zemin
Sana muhtaç bak devran! Uyan ağır uykudan!
Ağır uykudan uyan! Ağır uykudan uyan!
Ey kabenin mimarı! Kalk dünyayı tamir et
Büyücü Avrupa’dan Avrupa’ dan el aman!
Onun şirinliğinden üstünlüğünden aman
Onun Cengizliğinden bütün cihan perişan
İşin zorlu ve yaman! Uyan ağır uykudan!
Uyan ağır uykudan! Uyan ağır uykudan!
Muhammet İKBAL

Münafıklar Mağlup Olacaktır

Münafıklar, başlangıçta iman ettikleri için ya da menfaatleri gereği müminlerin içinde yaşarlar. Ancak imandan sonra sapmaları durumunda veya menfaatleri çatıştığında müminlere karşı mücadeleye başlarlar.

Münafıklar, müminlerin içinde yaşadıkları sürece kendi gibi insanları çok kolay teşhis ederler. Zoraki ibadet eden ve Allah’ı anmaktan sıkılan, temizliğine dikkat etmeyen, iyiliği emredip kötülükten sakındırmayan, gösteriş için infak eden, sözüne güvenilmez ve tembel kişilerle yakınlık kurarlar. Bu kişiler bir araya geldiklerinde, Allah’ı anmaları veya iyiliği konuşmaları gerekmediği için birbirlerinin yanında rahat eder, müminlerin yanında ise sıkılırlar. Bir araya geldikleri her zaman, müminlerin aleyhine tuzaklar kurmak için örgütlenirler. Müminlerin arasına nifak sokup ayrılığa düşmelerini ve dağılıp gitmelerini isterler.

Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. (Münafikun Suresi - 7)

Münafıkların bir araya gelip gizli toplantılar yaptıkları, fitne ve isyanı konuştukları Kuran’da şöyle haber verilmiştir:
'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve peygambere isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi -8)
Bu toplantılarını geceleri düzenledikleri de bir başka Kuran ayetinde şu şekilde bildirilmiştir:

Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir

İnsan, gaflet sonucunda unutarak veya yanılarak hata yapmaya yatkın bir varlıktır. Zira Allah, “Allah, sizi bir za'ftan yarattı...” (Rum Suresi, 54) ayeti ile insanın bu durumunu haber vermiştir.

Mümin'in Şerefi: Hicret

Geçici dünya hayatında müminlerin tek amacı Allah’a kul olmak, O’nun rıza ve sevgisini kazanmaktır. Bu bakış açısı ile müminler, bütün hayatlarını ve ibadetlerini Allah’a adayarak, tam bir teslimiyet ruhu ile hareket ederler.
 
"De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162)
 

Namaz, Gaflet Perdesinin Kakmasına Vesile Olur

Müminler, Kuran’da Rabbimizin bildirmiş olduğu emir ve yasaklara karşı son derece hassastırlar. Kuran’a iman eden bütün insanların yapmakla mükellef olduğu farz ibadetler vardır. Bu ibadetlerden biri de namazdır. "... namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. " (Nisa Suresi, 103) İman sahibi olan her insan, ibadetlerine gösterdiği titizlik ve süreklilikle kendini belli eder. "Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. " (Müminun Suresi, 9) ayetinden de anlaşıldığı üzere, hiçbir koşul onları, bu ibadetlerini yerine getirmekten alıkoymaz.

Reklam

İçeriği paylaş