Mısır

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Saraçhane'de Mısır Darbesi Protesto Eylemi

Mısırdaki darbeyi protesto ve ihvanı Müslimin haretketin destekleme amacıyla Saraçhane'de düzenlenen eylem devam ediyor. Her akşam binlerce kişi bu protesto eylemine katılıyor. Yatsı namazlarını beraber kılıyorlar ve Mısırlı müslümanlara dua ediyorlar. Diğer duyarlı müslümanların da bu eyleme katılması gerekir diye düşünüyoruz. her akşam saat 12:00 kadar devam ediyor.

Seyyid Kutup

Seyyid Kutup da öne çıkan siyasi vurgu çağdaş İslamcılık tarihi açısından önemli bir aşama olarak kabul edilmelidir. Çünkü o yöntem üzerine yaptığı ısrarlı vurguyla İslam siyaset felsefesinin oluşumuna çok önemli katkılar sağlamıştır. Esasında Benna, Seyyid Kutup ve Mevdudi yi çalışmamıza almamızın en önemli sebebi İslam Devleti kavramının oluşumuna her birinin yaptığı özel katkılar sebebiyledir. Çünkü Benna İslam devleti idealinin doğuşu , Seyyid Kutup yöntemi , Mevdudi de şekli üzerine yoğunlaşmıştır. Orta dönem boyunca gelişen İslamcı hareketlerin çoğunun siyasi muhayyilesi bu üç simanın izlerini taşımaktadır.
Seyyid Kutup rabbani yöntem veya peygamberi metod adıyla geliştirdiği siyasi projeyle daha çok İslam devletinin ne olduğu değil nasıl kurulacağı üzerinde kafa yormuştur. Yani amaç üzerinde değil daha çok araç üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu din rabbani bir din olduğu gibi onun çalışma yöntemi de rabbanidir (19) meşhur sözüyle bir dizi ilke belirlemiş, buna rabbani hareket metodu demiştir. Bununla kasdettiği gerçekçi, ciddi, olumlu, dinamik, aşamalı, davayı önceleyen, hedefi net, kolay, tevekkülüzere bir İslami hareket. (20) anlayışıdır.
Seyyid Kutup a göre bu niteliklere sahip bir İslami hareket, devlete şu adımlardan geçerek ulaşacaktır;(21)

Hasan el-Benna - İhvan-ı Muslimin Teşkilatı

(Bu başlık altında ele alınan isimlerden Hasan el-Benna ve Seyyid Kutub haricindekiler çıkarılmıştır.)
Hasan el-Benna (öl. 1948) öğrenci, işçi ve esnaflardan oluşan altı kişiyle İhvan-ı Muslimin Teşkilatı nı bir gecekondu mahallesinde kurduğunda tarihler 1930 ları gösteriyordu. Bu girişim, İslam dünyasını paramparça eden o günkü dünya sistemine itiraz ve isyan anlamı taşıyan yepyeni bir faaliyetti. İsmi, kuruluş biçimi ve çalışma tarzıyla yeni çağın izlerini taşıyordu.
Dünyaya asırlarca hükmetmiş, devlet ve medeniyet olmanın getirdiği yüksek kültüre alışmış İslam dünyası için Mısır ın bir mahallesinden altı gönüllüyle başlatılan bir hareket, gerçekten her şeye sıfırdan başlamanın bir göstergesidir. Durum, bir ömür boyu biriktirdiği her şeyini, bir felaket sonrasında tümden kaybetmiş, her şeyi tarumar edilmiş bir tüccarın haline benzemektedir. Şimdi hayatta tek başına kalmış, bütün her şeye sıfırdan başlayacaktır. Hasan el- Benna, koşudan sonra da koşmaya devam eden bir at, felaket sonrasında üzerinden dumanlar tüten harabenin küllerine üfleyen, yeniden alev çıkarmaya, ocağı söndürmemeye çalışan yeni bir soluk gibidir. Bu açıdan dünya görüşü ve yenilik anlayışında amatörlüğün bütün izlerini görmek mümkündür.

Ortadoğu'da Kyam

Tunus'ta başlayan Mısır'da Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in görevini bırakmasıyla sonuçlanan yönetim karşıtı gösterilerin sıçradığı Libya'da geçen çarşambadan bu yana yapılan gösterilerde 84 kişinin öldüğü belirtiliyor.

Libya'nın doğusundaki en az 5 kentte yönetim karşıtı gösteriler düzenlenirken, merkezi New York'ta bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), hastane çalışanları ve görgü tanıklarına dayanarak, olaylarda 84 kişinin öldüğü tahminini bildirdi.

Uluslararası Af Örgütü, medya ve internete kısıtlamaların uygulanması nedeniyle kesin rakamlar tespit edilememesine rağmen, 35'i önceki gün olmak üzere olayların merkezi Bingazi'de, 46 kişinin öldüğünü açıklamıştı.

Ancak İngiliz Independent gazetesine göre, ölü sayısı 200'e yükselmiş olabilir.

Bu arada, Bingazi'de yaşayan bir kişi askerlerin, sadece keskin nişancıların ateş ettiği bir komuta merkezine sığındığını, kentin diğer bölgelerinde hiç güvenlik gücü kalmadığını söyledi. Binlerce kişinin de adliye binası önünde toplandığını belirten kaynak, Devrim Komitesi binaları ile karakolların yandığını da ifade etti. İtalyan ANSA haber ajansı da İtalyan bir görgü tanığına dayanarak verdiği haberde, "kentin tamamen kontrolden çıktığını" bildirdi. Adının açıklanmasını istemeyen görgü tanığı, "Tüm hükümet binaları ve bir banka yandı. İsyancılar her şeyi yerle bir etti. Sokaklar da polis dahil kimse yok" dedi.
Hükümetten ölü sayısı ya da şiddet haberleri konusunda resmi bir açıklama yapılmadı.

KESKİN NİŞANCILAR ONLARCA KİŞİYİ ÖLDÜRDÜ

Libya'da Muammer Kaddafi yönetimi karşıtı gösterilerin merkezi olan Bingazi'de keskin nişancıların kalabalığa açtığı ateşle onlarca kişinin öldüğü bildirildi.

Batı'da 'Mübarek Gidiyor' Paniği!

Washington’daki paniğin adı işte şimdi bu: Üçüncü kez dünyanın en stratejik bölgesinde ters köşeye yatırılmak!

BC’de pazar gecesi “Mısır” üzerine çok ilginç bir program vardı. Bir bölümü Christiane Amanpour-Hillary Clinton söyleşisine ayrılan programa Arap dünyası uzmanları ile ABD yönetimini yakından izleyen gözlemciler katılmıştı. Clinton-Amanpour röportajı ardından Washington ve Arap dünyası ilişkilerini masaya yatıran BBC’nin konukları, ABD başkentinde yabana atılmayacak bir “panik havasının” estiğini ortaya koydu.

Obama yönetimi dış politikası adına konuşan bir kadın konuk “Olan bitenin nelere gebe olduğu hakkında en ufak bir fikrimiz yok!” dedi: “Örneğin sosyal medya olgusuyla şimdiye dek hiç karşılaşmadık. Bu yeniliğin sonuçları hakkında hiçbir tecrübemiz yok…”

Onca mesele arasında bu konu kafama takıldı…

Batı basını; “Mısır’daki isyanı”, -Christiane Amanpour gibi iki elin parmaklarını geçmeyecek sayılı uzman muhabir dışında- büyük oranda “yurttaş gazeteciliği” tabir edilen bloglar ve doğrudan tanıklıklara dayanan yeni “sosyal medyalar” üzerinden izliyor...

İçinde yaşadığımız dünya -bundan 8 yıl önce!- “embedded/iliştirilmiş gazeteciliğe” abanan “Irak savaşı dünyasından” çok farklı.

Obama yönetiminin; Bush yönetimi gibi, uluslararası algıları “embedded medya” üzerinden biçimlendirip yönlendirme imkânı, bundan böyle kısıtlı. BBC’deki kadın, “sosyal medya karşısında ABD yönetiminin çaresizliğinden” söz ederken, üstü kapalı bunu kastediyor, “artık eskisi gibi Washington’ın kalıplarıyla uluslararası kamuoyuna formüllerimizi dayatamıyoruz!” demeye getiriyordu...

Mısır isyanının başından bu yana ABD başkentinde esen “kontrolü kaybetmek ve panik havasında” bu önemli bir etken.

Tunus, Mısır ve Bizim Darbeciler - Prof. Nevzat Tarhan

Bin Ali ve Hüsnü Mübarek’in elinde İhvanı Müslimin hareketine yönelik senaryolar mutlaka vardı, fakat direniş dini gerekçelerle başlamadığı için senaryolar işlemedi ve olaylar bir şey daha öğretti.

004’lü yıllarda Balyoz planlarının uygulanamamasının gerekçeleri şimdi daha iyi ortaya çıkıyor “Erat faktörü”.

Dünya sosyolojik değişimin sonuçlarını görüyor. 1910’lu yıllarda dünyanın gelişen yapısında özgürlük ve refah talebine “özgürlük ve modernlik” cevabını veren ittihat ve terakki kadroları cevap verdi Cumhuriyeti kurdu.

1980’li yıllarda Turgut Özal’ın serbest piyasa ekonomisi ile model Türkiye’yi ortaya çıkarması demirperde ülkelerinde özgürlük, onurlu yaşama ve refah taleplerinin çıtasını yükseltti. Glasnost ve Perestroika hareketleri ile açıklık yolu ile yeniden yapılanma başladı.

2010’lu yıllarda Ortadoğu coğrafyasında özgürlük, onurlu yaşama ve refah talepleri yükselmişti. Türkiye gibi bir model vardı. Demokrasinin en iyi yönetim yöntemi olduğu darbelere rağmen halkın rızasına dayalı yönetimlerin başarılı olabileceği İslam dünyasınca görüldü.

Fakat Ortadoğu ülkelerinde Türkiye’deki gibi “Aktif Sabır ve Yüksek Bilgelik” tavsiye eden, şiddeti reddeden kanaat önderleri yoktu.

Bu nedenle patlama noktasına gelen direnişler oluyor diktalar sertleşiyordu. Ancak toplumsal basınç artık dikta dinlemedi. Tunus’ta 23 gün süren direniş sonu çok güvendiği Fransa’nın yüz çevirmesi sonucu Bin Ali dönemi bitti. Mübarek direniyor henüz beşinci gündeyiz. ABD şimdiden sattı bile.

Halkın gücüne değil dış odakların gücüne ve siyasi hilelere güvenerek iktidarların süremeyeceğini görmek aşikar oldu. Libya’da Kaddafi daha milli ve halkını tok tutan bir lider o bile korku içinde.

Mısır

Mısır Arap Cumhuriyeti
جمهورية مصر العربية
Cumhūriyyet Mısr el-ʿArabiyye

Mısır, ayrıca Mısır Arap Cumhuriyeti olarak da bilinir, Kuzey Afrika'nın Nijerya'dan sonra 2. kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Kuzeyinde Akdeniz'e, doğusunda Kızıldeniz'e kıyısı bulunan Mısır'ın, batısında Libya, güneyinde Sudan yer almaktadır. Mısır, Asya Kıtası'nda yer alan kısmı Sina Yarımadası üzerinden kuzeydoğusunda Filistin ve İsrail'le komşudur. Mısır'dan geçen Nil Nehri, sularını Akdeniz'e boşaltmaktadır.

Ekonomi

İki Önemli Şehri
Başkent Kahire
İskenderiye Sahil Şehri

Coğrafî olarak, Aşağı ve Yukarı şeklinde tanımlanan Mısır'da ekonomi; turizm, Nil Nehri kıyılarında ve alüvyonlu mümbit topraklarda yetişen dünyanın en kaliteli uzun elyaflı pamuğu Gize ile tekstil ürünleri ihracatına dayanmaktadır. Müslüman Kardeşler Örgütü 'nün çeşitli dönemlerde Piramitlerde, Şarm El Şeyh'te gerçekleştirdikleri bombalı saldırılar turizm gelirlerini dönemsel olarak etkilese de, Uzak Doğulu turistler için Mısır her zaman çekim merkezidir. Kahire dünyanın en büyük zincirlerinin 5 yıldızlı otelleriyle yoğun konaklama imkânına sahiptir.

Reklam

İçeriği paylaş