Tunus

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Gannuşi Analizleri

Gannuşi her üç hareketi de analiz ederek bazı sonuçlar çıkarıyor. Bunlardan en önemlisi Mısır da Hasan el-Benna nın seçimlere katılmasının engellenmesi karşısında kalabalıkların öfkelenerek miting yapmaları sırasında atılan sloganlarla ilgili değerlendirmesidir; Hasan el-Benna yı dinleyen kalabalıklar Benna parlamentoya diye bağırınca başka bir gurup Parlamento Benna ya diye bağırır. Bu olayı ele alan Gannuşi, bütün orta dönem boyunca tartışılan yöntem sorunu hakkında şu değerlendirmeyi yapmaktadır;
Hakimiyeti elde etmek için birbiriyle çelişen iki ayrı tarzı gösteren bu sloganlardan hangisi halk için yararlıydı acaba? Demokratik tarzda Benna Perlementoya mı yoksa Humeyni nin yaptığı gibi mevcut düzeni kabullenmeyip kurumlarını kaldırmayı ve istiklalini hareketin önderleri eliyle gerçekleştirmeyi isteyen devrimci yolda Parlamento Benna ya sloganı mı? Hasan el-Benna istibdatın kök saldığı bir ülkede demokratik olmayı yeğledi. Halbuki demokrasi böyle yerlerde sadece halkı uyuşturan bir araçtır. Bu sorun önemine rağmen hala açıklığa kavuşmamıştır; çünkü görüldüğü kadarıyla Mısır daki atmosfer devrim için oldukça elverişliydi. Fakat Benna kitlelerin devrimci arzularını kırmıştır. Belki de onu bu yöne sevkeden klasik sünni geleneğin fitneden kaçınma anlayışıdır... (36)
Gannuşi nin teori ve pratiğinden anlaşılan yöntem ne olmalı sorusuna tıpkı Fadlullah gibi yaşadığın yere ve zamana göre değişir cevabını vermektedir. Bu üçüncü evrilme simalarının yakaladığı önemli bir noktadır. Daha önce benzer görüşleri Turabi de de görmüştük.

Gannuşi

Gannuşi, bu son dönemin olaylarını bizzat yaşayan bir düşünce ve hareket adamı olarak, Turabi den sonra düşünceleriyle dönemin yeni muhayyilesinin oluşmasına büyük katkılar sağlayan en önemli simalardan birisidir...
Turabi ve Gannuşi yi ele aldığımız bu bölümde üçüncü evrilmeyi etkileyen bazı yeni gelişmelerle karşılaştığımızı göreceğiz. Daha önce ikinci evrilmenin (1930-1990) bitişi olarak İran devriminin üzerinden on yılın geçmesi tabirini kullanmıştık. Gerçekten 1990 lı yılların iki yıl öncesi ve iki yıl sonrasındaki bir kaç yıla bakıldığında İslam dünyasını (düşüncesini) ve dünyayı etkileyen önemli gelişmelerin olduğunu görüyoruz; İran-Irak savaşı sona ermiştir (1986), Humeyni vefat etmiştir (1989), İran da Munteziri, Necefabadi ve Abdülkerim Suruş vb. simalar iç sorgulama başlatmıştır (1987-91), Sovyetler Birliği dağılmış, Berlin duvarı yıkılmıştır (1989-90). Körfez de savaş çıkmıştır (1991). Bunlarla birlikte Sudan, Cezayir ve Tunus daki İslâmcı yükselişlerin de bu döneme denk geldiğini görüyoruz; Sudan da Turabi General Beşir darbesiyle işbaşına gelmiştir (1989), Tunus da Gannuşi liderliğindeki Nahda hareketi seçimlerden zaferle çıkmıştır (1989), Cezayir de Abbas Medeni liderliğindeki İslami Selamet Cephesi yerel seçimlerde büyük bir patlama yaparak zafer kazanmıştır (1990), genel seçimlerin birinci turuna Abdülkadir Haşani liderliğinde giren İslâmi Selamet Cephesi yine patlama yapmıştır (1991). Üstelik doğu blokunun çökmesiyle birlikte bir anlamda işsiz kalan NATO üyesi batıcı blok bütün dikkatini İslam dünyasına çevirmiş, komünizme karşı yeşil kuşak teorisi adeta yeşil tehdit e dönüşmüştür.

İhvan-ı Muslimin

İkinci dünya savaşı sonunda İhvan-ı Muslimin Teşkilatı artık neredeyse devlet içinde devlet durumuna gelir. Mısır ın her yanı teşkilatın okulları, camileri ve ticaret kurumlarıyla dolar. Çıkardıkları gazete ve dergiler tiraj üsteni tiraj yapar. Sadece Mısır değil başka ülkelerin gençleri de akın akın Hasan el-Benna nın çağrısına icabet ederler. Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin, Fas ve Tunus da şubeler açılır.
Hasan el-Benna kendisinden önceki Cemaleddin Efgani nin siyasi misyonunu devam ettirir. İngiliz emperyalizmine cihad ilan eder. İngilizlerin Suveyş kanalından çekilmelerini ister. 1948 de İsrail in kurulmasıyla birlikte Filistin e gönüllü İhvan birlikleri gönderir. Ancak Filistin macerası hüsranla sonuçlanır, çünkü hükümetle işbirliği halinde gönderilen birliklere hükümet bozuk ve işe yaramaz silahlar vermiştir.
İhvan-i Muslimin Teşkilatı çok değil yirmi yıl içinde Mısır yönetimini tehdik eder hale gelir. Hukümet İsrail Devleti nin resmen kurulduğu 1948 de Hasan el-Benna nın İhvan-ı Muslimin hareketini yasadışı ilan eder. Yüzlerce İhvan mensubu tutuklanarak, mallarına el konulur, sürek avı başlatılır. İki ay geçmeden 12 Şubat 1949 da Hasan el-Benna uğradığı süikast sonucu 43 yaşında olduğu halde şehid edilir...

Ortadoğu'da Kyam

Tunus'ta başlayan Mısır'da Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in görevini bırakmasıyla sonuçlanan yönetim karşıtı gösterilerin sıçradığı Libya'da geçen çarşambadan bu yana yapılan gösterilerde 84 kişinin öldüğü belirtiliyor.

Libya'nın doğusundaki en az 5 kentte yönetim karşıtı gösteriler düzenlenirken, merkezi New York'ta bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), hastane çalışanları ve görgü tanıklarına dayanarak, olaylarda 84 kişinin öldüğü tahminini bildirdi.

Uluslararası Af Örgütü, medya ve internete kısıtlamaların uygulanması nedeniyle kesin rakamlar tespit edilememesine rağmen, 35'i önceki gün olmak üzere olayların merkezi Bingazi'de, 46 kişinin öldüğünü açıklamıştı.

Ancak İngiliz Independent gazetesine göre, ölü sayısı 200'e yükselmiş olabilir.

Bu arada, Bingazi'de yaşayan bir kişi askerlerin, sadece keskin nişancıların ateş ettiği bir komuta merkezine sığındığını, kentin diğer bölgelerinde hiç güvenlik gücü kalmadığını söyledi. Binlerce kişinin de adliye binası önünde toplandığını belirten kaynak, Devrim Komitesi binaları ile karakolların yandığını da ifade etti. İtalyan ANSA haber ajansı da İtalyan bir görgü tanığına dayanarak verdiği haberde, "kentin tamamen kontrolden çıktığını" bildirdi. Adının açıklanmasını istemeyen görgü tanığı, "Tüm hükümet binaları ve bir banka yandı. İsyancılar her şeyi yerle bir etti. Sokaklar da polis dahil kimse yok" dedi.
Hükümetten ölü sayısı ya da şiddet haberleri konusunda resmi bir açıklama yapılmadı.

KESKİN NİŞANCILAR ONLARCA KİŞİYİ ÖLDÜRDÜ

Libya'da Muammer Kaddafi yönetimi karşıtı gösterilerin merkezi olan Bingazi'de keskin nişancıların kalabalığa açtığı ateşle onlarca kişinin öldüğü bildirildi.

Tunus, Mısır ve Bizim Darbeciler - Prof. Nevzat Tarhan

Bin Ali ve Hüsnü Mübarek’in elinde İhvanı Müslimin hareketine yönelik senaryolar mutlaka vardı, fakat direniş dini gerekçelerle başlamadığı için senaryolar işlemedi ve olaylar bir şey daha öğretti.

004’lü yıllarda Balyoz planlarının uygulanamamasının gerekçeleri şimdi daha iyi ortaya çıkıyor “Erat faktörü”.

Dünya sosyolojik değişimin sonuçlarını görüyor. 1910’lu yıllarda dünyanın gelişen yapısında özgürlük ve refah talebine “özgürlük ve modernlik” cevabını veren ittihat ve terakki kadroları cevap verdi Cumhuriyeti kurdu.

1980’li yıllarda Turgut Özal’ın serbest piyasa ekonomisi ile model Türkiye’yi ortaya çıkarması demirperde ülkelerinde özgürlük, onurlu yaşama ve refah taleplerinin çıtasını yükseltti. Glasnost ve Perestroika hareketleri ile açıklık yolu ile yeniden yapılanma başladı.

2010’lu yıllarda Ortadoğu coğrafyasında özgürlük, onurlu yaşama ve refah talepleri yükselmişti. Türkiye gibi bir model vardı. Demokrasinin en iyi yönetim yöntemi olduğu darbelere rağmen halkın rızasına dayalı yönetimlerin başarılı olabileceği İslam dünyasınca görüldü.

Fakat Ortadoğu ülkelerinde Türkiye’deki gibi “Aktif Sabır ve Yüksek Bilgelik” tavsiye eden, şiddeti reddeden kanaat önderleri yoktu.

Bu nedenle patlama noktasına gelen direnişler oluyor diktalar sertleşiyordu. Ancak toplumsal basınç artık dikta dinlemedi. Tunus’ta 23 gün süren direniş sonu çok güvendiği Fransa’nın yüz çevirmesi sonucu Bin Ali dönemi bitti. Mübarek direniyor henüz beşinci gündeyiz. ABD şimdiden sattı bile.

Halkın gücüne değil dış odakların gücüne ve siyasi hilelere güvenerek iktidarların süremeyeceğini görmek aşikar oldu. Libya’da Kaddafi daha milli ve halkını tok tutan bir lider o bile korku içinde.

Reklam

İçeriği paylaş