ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVI VE MİLLİ EĞİTİM MESELESİ

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVI VE MİLLİ EĞİTİM MESELESİ

1. Durum tespiti:

Eğitim bir milletin bekası ve refahı için en temel unsurdur. Mevcut sistem sorunlu ki sürekli tartışılıyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali. Peki sorun veya sorunlar nelerdir?

* Mevcut test usulüne dayalı sınav sistemi öğrencileri test makinesine dönüştürmekte ve ortaokul ve lise yıllarını büyük sıkıntı ve stresle geçirmesine sebep olmaktadır. Sınava hazırlanan her öğrenci özellikle son sene büyük bir stres yaşıyor. Hafta içi, hafta sonu, gecesi, gündüzü bu işe yoğunlaşıyor. Yani ülke insanlarının psikolojileri, sağlıkları olumsuz etkileniyor. Yıllarca tomarla para verip, gençlik yılları harcanıp 5 şıkkın arasında gidip geliniyor. Ülkeden, dünyadan, habersiz hayatı 5 şıktan ibaret zanneden insanlar .... Kitap denince akla soru bankaları, konu anlatımları geliyor... Roman okumak mı? Sınavda işime yarama ihtimali pek yoksa niye okuyayım? diyen kendini akıllı zanneden nesiller... a'yı b'yi görünce aklına "Adana" "Bursa" kodlamaları gelen, hayatta karşılaştığı her sorunu 5 seçenekten ibaret gören bir zihniyet... Ne acı... Vebali de sorunu kendine dert edinmeyen, çözüm üretmeye çalışmayan makam sahiplerine...

* Akıllarda sürekli test odaklı yaklaşım olduğu için okullarda verilen milli eğitim amacına ulaşamamaktadır. Okuma yazma bilen ama eğitimsiz veya meslek sahibi olmuş ama kültürsüz insanlar ortaya çıkıyor. Mesela Çanakkale veya Kurtuluş Savaşlarına dair her bilgiyi bilmesine rağmen bu bilgilerin ifade ettiği o milli ruhu, şuuru hissedemiyor. Çünkü bu bilgiler test makinesi, test sorusu gibi ruhsuzlaşmış oluyor. Nasıl olsa bir yıl dershaneye gideceğim diye okul eğitimini önemsemiyor. Yani devlet bu test sistemi yüzünden insan kaynağını istediği şekilde eğitemiyor. Anayasada ifadesini bulan milli ve manevi değerlere uygun bir eğitim verilemiyor.

* Çocuklarını dershane gibi özel imkanlardan faydalandırabilen ailelerin oran olarak büyük bir kısmı için eğitime yaptıkları ekstra harcamalar aile bütçelerine göre aşırı büyük meblağlara ulaşıyor. Çocuklarına bu imkanları sunabilmek için yeme, içme, giyme, sosyal faaliyetler gibi bir çok şeyden kısma gibi büyük fedakarlıklarda bulunarak hayatlarından fedakarlık ediyorlar. Öyle aileler var ki çocuklarına ödedikleri toplam dershane parasını ömrü boyunca biriktiremiyor. Belki ev sahibi olamayıp yıllarca fazladan kira vermek zorunda kalıyor. Bir de fazladan kiraya verilen paralar hesab edilse bu durum gariban aileler için bir zulüm haline gelmiş oluyor. Ortalama dershane ücreti 5-6 bin TL dersek 3 çocuk okutan bir aile yeme içme ve yol parası dahil en az 20-25 bin TL harcıyor. İki defa gitmeler de düşünülürse rakam 50-60 bin TLye çıkıyor. Yeri geldiğinde 40-50 liranın bile önemli olduğu alt gelir gruplarında Bu rakam aileler için rüya gibi muazzam bir paradır, veya bu miktar onların refah payından çalınmış oluyor. Anayasada ifadesini bulan sosyal adalet sağlanamıyor.

2. Dershane gibi sınava yönelik takviye kursları neden var?

Cevap belli. Sınav olduğu için.

Peki sınav neden var? Neden okullardaki sınavlara göre yerleştirme yapılmıyor?

Çünkü 2 milyon öğrenci var. Diyelim 500 bin üniversite kontenjanı. Eleme yapılması lazım. Okullarda verilen notlar adil olamayacağı için(menfaat olsun, kopye olsun, tehdit olsun, çocuğa kızıp hakkına girmek olsun bazı aksaklıklar giderilemez.) Adaleti sağlamak için merkezi sınav yapılıyor.

Okullardaki eğitim yetersiz olduğu için mi dershanelere gidiliyor? Kesinlikle hayır. İspatı:

En iyi fen liselerine veya en pahalı, kaliteli özel kolejlere giden öğrenciler de dershaneye gidiyor. Veya şöyle düşünelim en iyi mevcut dershaneler okul formatına dönüşse yani 9dan 12ye kadar meb müfredatını uygulasa buraları bitiren öğrenciler son yıl veya bir sene yine topluca bütün konuların görüldüğü ve canavarcasına test çözülerek pratiklik kazanıldığı bir eğitim arayışına girecektir. Demek ki sorun eğitim sorunu değil, bütün okullar fen lisesi ayarına çıkarılsa da yine dershane ihtiyacı bitmeyecektir.
Yine sorun 300-400 bin kontenjana çok öğrenci(2 milyon) müracaat etmesinden değildir. Öğrenci sayısı 300 bin olsa yine yarış olacak. Çünkü herkes öncelikle gözde bölümlere gitmek isteyecek öteki bölümlere kerhen gitmek zorunda kalacaktır. Yani mesleki eğitime ağırlık vermek sorunu çözmeyecek belki %5-10 etki edecektir. Tabi bu mesleki eğitime önem verilmemesi anlamına gelmez. O, ayrı bir meseledir.
Yani esas mesele sınav sisteminin yapısından kaynaklanıyor.

3. Sınav sistemi neden dershaneleri, kursları gerekli kılıyor? Bu soruya çok dikkat edin:

CEVAP: 1. Tek sınav olması(4 yıllık eğitim birikiminin birkaç hafta içinde yapılan birkaç sınavla ölçülmesi) 2. Test usulü bir yapıda olması

Tek sınavın yanlışlığı nedir? Dikkat edilsin:

1. Okullarda verilen eğitimin üzerinden yıllar geçtikten sonra öğrenci sınava giriyor. Konuları çok iyi öğrense de 3-4 sene sonra unutmaması imkansız. Ayrıca bütün derslerin 3-4 yıllık birikmiş konularından sorumlu olunan bir sınav yapılıyor. Bu kadar büyük bilgi yığını alınan eğitimden yıllar sonra tuzaklarla dolu bir yöntemle sorulunca özel eğitim alma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu yüzden en iyi öğrencilerin gittiği fen lisesi öğrencileri bile okullarda görülen bilgileri tekrarlayıp hatırlamak ve test pratiğini geliştirme ihtiyacı duyuyor. Yani dört yıllık birikim sonucu ortaya çıkan dört ton yükü insanlara bir saatte taşıtmak yanlıştır, zulümdür. Parça parça, azar azar taşıtmak, özel bir çalışmaya gerek kalmadan gayet kolay olur.
Ayrıca bazı öğrenciler nasıl olsa mezun olduktan sonra imkan var bir yıl dişimi sıkıp dershanede her şeyi öğrenirim diye okulda ders dinlemiyor.

2. Test usulü değerlendirmesi kolay olduğu için yapılıyor. Ama soruların yapısı öyle düzenleniyor ki amaç bilgi ölçmek değil cambazlıkla tuzaklarla dolu hazırlanması. Çok kısa sürede şaşırtmacalara düşmeden en çok yapmak için sıkı pratik gerektiriyor.

Peki okullar da dershane gibi eğitim verse olmaz mı? Yukarıda açıklandığı gibi teste dayalı eğitim gerçek eğitim değildir. Ruhsuz robot yetiştirmek gibidir. Bu yüzden olamaz. O halde sınav sisteminin yapısı değiştirilmelidir.

ÇÖZÜM : Kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor: Dershane sistemini gerekli kılan yukarıdaki iki sebebi ortadan kaldıracak bir sınav yöntemi belirlemek.

1. Tek sınav aksaklığının çözümü : Her dönem ve sadece o dönemde işlenen konulardan soru sorulan bir sınav olmalı. Öğrenmenin üstünden zaman geçmediği için konular sıcağı sıcağına unutulmayacak ve azıcık konu olduğu için sınav öğrenciler için çok basit hale gelmiş olacak. İş kolay olursa seçme yanlış olur, iddiası kabul edilemez. Zira bütün dünyada değil lise eğitiminin ölçülmesi üniversite eğitiminin ölçülmesi bile parça parça yapılıyor. Ayrıca öğrenciler kendi okullarının dışına özel anlam atfı şeklinde hafta sonları sınav için gitmelerine gerek kalmayacak. Herkes kendi okulunda, belki farklı sınıflarda sınava girecek. Sınavı yapacak öğretmenler farklı okullara gider. Bu yüzden bu sisteme SINAVSIZ MODEL DENEBİLİR. Zira lisede her dönemde sınav yapılması zaten var olan bir uygulama. Ekstra sınava girilmeyecek. Sadece adalet açısından sınav sorularını okul öğretmenleri yerine bakanlık hazırlayacak. İçerik ve şekil aynı olacak. Özel bir hazırlık, stres, maddi külfet, eğitimi aksatma gibi olumsuzluklar giderilmiş olacak.

2. Test usulü yerine kısa cevaplı klasik bilgi soruları, boşluk doldurma, doğru yanlış, eşleştirme gibi sorulardan oluşan sınav yapmak. Bunun için tabi belki bin iki bin üç-beş-on bin gibi rakamlarda bu sınavları değerlendirecek her alanda ölçme değerlendirme uzmanı istihdam etmek gerekir. Bu rakam illere ya da bölgelere bölüştürüldüğünde ki sayı on bin olsa on eğitim bölgesi düşünülse bölge başına 500-1000 değerlendirici düşer. Bu da değerlendirmeci başına iki ay gibi sürede günlük 10-15 kağıt, o da saatte bir-iki kağıt okumak anlamına gelir. Bir okul büyüklüğündeki bir binada İrtibatlı olup iş birliği içinde çalışmaları kolay olur.

Klasik sınavların doğru sonuç vermediği, binlerce lise birincisinin sınavı kazanamadığı veya düşük puan aldığı iddiaları çarpıtmadır. Çünkü buna hüküm verebilmek için o öğrencilerin hangi okullarda nasıl birinci oldukları, ayrıca dershaneye gidip gitmedikleri, ayrıca hangi dershaneye gittikleri, ayrıca kaç yıl dershaneye gittikleri, aile ortamı vs. gibi birçok değişken mevcuttur. Üstelik kendilerini test usulü sınavda geçen öğrencilerin okulda niye başarısız veya az başarılı oldukları da ayrı bir durumdur. Belki dershaneye gitme düşüncesi onları okullarında ciddi çalışmaktan alıkoymuştur. Dolayısıyla aslında derece yapan öğrenciler de okullarda da benzer başarıyı yakalayabilirler veya lise birincileri de benzer bir takviye eğitimle benzer başarıları yakalayabilirler.

Klasik sınavın objektif değerlendirmesi yapılamayacağı eleştiri kısmen haklı gibi görünse de çözüm üretmeye yönelik bir yaklaşım değildir. Zira testteki gibi %100 objektiflik yakalanamayacağı doğru olabilir. Ancak test sisteminin tamamen objektif olması ortaya çıkardığı yukarıda ifade edilen sorunlar düşünüldüğünde çok bir anlam taşımıyor. Çünkü klasik sınav %100 olmasa da %100e yakın bir oranda objektiflik sağlayabilir. Küçük farklılıklar, yukarıdaki sorunlar düşünüldüğünde pek önemsiz kalmaktadır. Zira pek az sayıda öğrencinin 1-2 puan gibi küçük farklılıkları ne öğrencinin üniversiteyi kazanmasına engel olur, ne farklı üniversiteye gitmesine sebep olur. En fazla aynı üniversitenin aynı bölümünü kazanan öğrencilerin sıralamalarında küçük oynama olabilir. Olur değil, olabilir. Yani 40 kişilik bir bölümün kontenjanında sıralaması 5 ise 8-9 olur, daha doğrusu olabilir, yani ihtimaldir, diyelim. Ancak o kadar.

Puan hesaplamada bir tespit : Sayısal, sözel, eşit ağırlık, dil ve belki mühendislik ve tıp gibi alanlar için kısmen değişen oranlardaki puan hesaplama gruplaması muhakkak gereklidir. Ancak bunlardaki ders dağılımları doğru yapılmalıdır. Yani sayısal veya tıp mühendislik gibi alanların puan hesaplamalarında sözel derslerin veya tersi sözelde de en azından temel sayısal bilgilerin puanlamaya tabi olması gerekir. Aksi halde liselerde sayısal öğrencileri sözel dersleri dinlemeyeceği gibi sözeller de temel sayısal dersleri tamamen boş vereceklerdir.

Reklam