İSLAM AĞACI

İSLAM AĞACI

İslam ağacının kökü ve gövdesi iman, dalları ibadet, meyvesi ise güzel ahlaktır. İbadet de güzel ahlaktan sayılır. İnsanın yaratılış amacı bunları elde ederek kamil bir insan olup sonsuz mutluluğa kavuşmaktır.

İman : İlim yoluyla marifetullaha ve muhabbetullah ulaşmak

İbadet : namaz, oruç, zekat, hac, zikir, ilim, salih amel(güzel, iyi iş)

Güzel ahlak : İradesini doğru yönde kullanarak kötü huylardan kurtulmak ve iyi huyları kazanmak

Bütün kötülüklerin temelinde dünya sevgisi vardır. Dünya ise İnsanı Allah'a yönelmekten alıkoyan şeylere denir. Dünyalık elde etmek için yalan dolan hile iftira, hırsızlık, faiz gibi kötü işleri yapması gerekir. Çevresindeki insanlara hased(kıskançlık) eder. Zira onlar kendisinin dünyalık kazanmadaki rakipleridir. Bunları elde eden insanda kibir, gurur ve bencillik hasıl olur, kin ve nefret hislerinin esiri olur, cimrileşir ve uzun yaşama düşüncesini sevmeye başlar. Böylece Allah'ı unutur. Nefsinin esiri olur. Rüşvet almaktan, kötü zanda bulunmaktan, gıybet etmekten çekinmez. Etrafına fitne ve fesad yayar. Riya(ikiyüzlülük) tabiatı haline gelir. Nefsinin hoşuna giden içki(şarap), kumar, zina ve öldürme gibi fiilleri kolaylıkla yapar. Cehennem Allah'a asi olup diğer insanlara ve canlılara zarar veren, acı çektiren insanlar için adalet gereği yaratılmıştır.

Bütün kötülüklerden kurtulmak ve iyiliklere ulaşmanın esas unsuru dünyayı hakiki tanımaktır. Dünya hayatı bir gün veya daha kısa gibi geçip gider. Böylece insan kalbini ona bağlamaz. Dünyanın geçici olduğunu, Ölümü ve acziyetini kavrayan insan tevazu sahibi olur. Alçakgönüllülüğü arttıkça makamı yükselir. İsyan etmeyip sabırlı olur. Hiçbir şeyden korkmaz ancak herkese karşı hatta her canlıya karşı merhametlidir. Ancak Allah'tan korkar ve haya eder. Daima güleryüzlü olur. Dünyalık kazanma derdi olmadığı için kimseyle didişmez, kimseye küsmez, yumuşak huylu(hilim) ve tatlı dilli olup herkese karşı nazik ve yardımsever olur. Dünyadaki esas amacın mal mülk toplamak olmadığını bildiği için kanaatkardır, cömerttir ancak israfta bulunmaz. Kimseye haksızlık yapmaz. Hoşgörülüdür, başkalarının kusurlarını affederler. Sözüne güvenilir. Akraba ile münasebeti kesmez, ana, babaya güzel davranır. Komşusuna zarar vermez. Kötülük ve yanlışları düzeltmeye, ıslah etmeye çalışır. Ahlaki kemalde son noktalar ise şükür ve rızadır. Hakiki şükür, rızanın bir göstergesidir. Cennet böyle insanlara bir ihsan için yaratılmıştır.

Kısacası hayatımızın gayesi İman, imanın Neticesi güzel ahlaktır. Güzel ahlak ise birbiriyle ilgili olan özünde Sevgi, tevazu, merhamet ve sabırdır. Diğer bütün güzel huylar bunlardan doğar.

İmanın bu neticeleri vermesi için dünyanın hakiki tanınması gerekir. Dünyanın hakikati ise çok kısa oluşu bir gün veya daha kısa gibi geçmesidir. Yani ölümdür, ölümü düşünmektir. Konuşan nasihat Kur'an, susan nasihat ise ölümdür. Ölüm insanı Allah'a bağlar. Dünyadan ayırır. Böylece insan kalbini ona bağlamaz. İmanının gereği olan Allah'ın emirlerine daha kolay ve severek tabi olur.

Hayat iman içindir. İmanın Neticesini elde edebilmek için de dünyanın fani olduğunu, ölümü idrak etmek gerektir. Allah marifetini, yani imanın derecesini geliştirmek gerekir. Manevi eğitim bunu esas almadıkça hep eksik kalacaktır. Yani bir yandan iman eden insanlar, aynı zamanda Allah'ın emirlerine derece derece asi bir şekilde yaşamaya devam edecekler. Namaz, oruç, zekat, faiz, yalan, iftira, gıybet, zulum, öfke, bencillik, riya vs. konularında hep eksikler olacaktır.

Bu anlatılanlar, ahiretin tarlası hükmünde olan dünyanın önemsiz lüzumsuz olduğu anlamına gelmez. Aksine dünyanın önemine işaret eder. Dünyanın gereği gibi anlaşılmasına işaret eder. Çünkü tarladan maksat ürün almaktır ama eğer tarlamıza sahip çıkamazsak amacımız olan baki mahsülatı da alamayacağız demektir. Bu yüzden ilim ve fen noktasında kafirlerden geri kalmamak gerekir. Bu yönde çalışmak da bir ibadet ve fen ilimleri tahsili de marifetullah yolunda mertebe kazanmanın bir yoludur. Zira Allah'ın yeryüzündeki halifesi olan müminlerin, Allah'ı inkar eden kafirlerden aşağı olması, müminlik şanına yakışmaz. Bu yönde çaba ve mücadele etmeyen müminler bu durumdan sorumlu olacaktır.

O halde bu hikmet penceresinden bakıldığında dünya tamamen kötü değildir. Dünyanın kötü tarafı, nefse, kötülüklere, isyana bakan yönü olup insanı Rabbini tanıma ve ona ibadet etmeden uzaklaştırmasıdır. Kötü olan dünya sevgisinden maksat budur. Yoksa isim ve sıfatlarının tecelli merkezi olan ve Allah,'ı tanımaya vesile olan yönü kötü değildir. Çünkü zaten bu amaçla yaratılmıştır. Ahiret hayatı bu şekilde kazanılacaktır.

Bu açıdan bakıldığında dünyadaki güzellikler, Allah'ı tanımaya ve şükre vesile oluyorsa, ibadete engel olmuyorsa kötü değildir. Bu açıdan, dünya güzelliklerinden olan mesela lezzetli bir meyve veya bir yemek aşırıya gitmemek şartı ile yenip yerken bu lezzetleri yaratan Allah'ın ilmi, kudreti düşünülüp sonunda da şükredilirse kötü değildir. Ahiret hayatındaki güzelliklerin bir nümunesi ve fihristesi olan bütün nimetler bu şekildedir.

Reklam