İbadette Azla Yetinmek Mümine Yakışmaz

Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine, hacca gitmek.. çocuk yaşlardan itibaren öğrendiğimiz, dinimizin temellerini oluşturan önemli ibadetlerden bazılarıdır.

Belki bu ibadetlerin çoğunu yapıyor olabiliriz. Gün içerisinde 5 vakit namaz kılmayı, ramazan ayı geldiğinde oruç tutmayı, Cuma namazını kaçırmamayı yeterli görüyor olabiliriz. Ancak Rabbimizin Kuran’da bildirdiği ibadetler bu kadarla sınırlı değildir.

Sevgili Peygamberimizin (sav) ve diğer tüm elçi ve peygamberlerin hayatlarını incelediğimizde, tüm yaşamlarını yalnızca Allah’a adadıklarına, yaptıkları her işte O’nun rızasını gözettiklerine şahit oluruz.

Allah’ın rızasının en fazlasını arayan bir mümin, gün içerisinde neler yapar düşünelim:

- Sabah kalktığı andan itibaren Allah'ı anacağı yeni bir güne, sağlıklı olarak başladığı için şükreder ve gününü Allah'a adar.

- Allah’ın kendisine bahşettiği nimetleri anar ve bunlar için şükreder.

- İhtiyacı olanlara yardım eder. Ancak bu konuda azla yetinmez. Çünkü Allah ihtiyaçtan arta kalanın infak edilmesini bildirmiştir.

- Menfaatleri ile çatışsa dahi olsa yalana ve sahtekarlığa asla yaklaşmaz.

- Kınayıcının kınamasından korkarak inançlarından ve ibadetlerinden asla taviz vermez.

- Zinadan, içki, kumar, fal gibi şeytan işi pisliklerden titizlikle kaçınır.

- En önemlisi Allah’ın nimetlerini durmaksızın anlatır. Çünkü tebliğ ibadeti tüm ibadetlerin başında gelir. ‘Herkesin dini kendine, ibadet dört duvar arasında yaşanmalı’ mantığı Kuran’a aykırıdır. Yüce Rabbimiz ‘Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.’ (Duha Suresi, 11) buyurmaktadır.

- Allah’ın rızasının en çoğunu arayan insan gün içerinde tek bir anını bile boş işlerle geçirmez. Çünkü ibadet etmenin zamanı yoktur. ‘Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.’ (İnşirah Suresi, 7) ayetine uymaya ve cennet ehlinin özelliklerine dünyada iken sahip olabilmeye ve Allah'ın rızasını ve sevgisini kazanabilmeye çabalar.

- Müminler gün içerisinde sürekli Allah’ı anarlar. Dualarında sayı ve sınır yoktur. Yardımı içten bir şekilde yalnızca Allah’tan dilerler.

(Allah’ın dilemesi dışında) Çalışmadan, emek harcamadan, oturduğumuz yerden çok lüks bir otomobile sahip olamayacağımız gibi Kuran’a uygun yaşamadan da cennete ulaşamayacağımız ortadadır. (En doğrusunu Allah bilir)
Dünyayı gerçek ve sonsuz bir mekan gibi algılamak ya da ölümü bir son olarak görmek büyük bir hatadır. İbadette kendimizi yeterli görmek, Allah nasılsa affeder diyerek gevşekliğe düşmek, biraz yanar çıkarım yanılgısına kapılmak da aynı şekilde insanı sonsuz azaba sürükleyen şeytanın telkinleridir.

Bu düşüncelerden kurtulmanın tek yolu Kuran’ı okumak ve hayata geçirmektir. Geri dönüşü mümkün olmayan zamanı çok iyi kullanıp Allah’ın rızasının en çoğunu arayalım. Pişman olmadan önce Allah’ın uyarılarına kulak verelim. Müminlerle beraber ahirette Rabbimizin yüzünü görebilmek, rızasını kazanabilmek ve cennet mekanına ulaşabilmek için hayatımızı, dirimizi ve ölümüzü tek sahibimiz olan Allah’a adayalım.
Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık." (En'am Suresi, 27)

Altuğ Öztürk

Reklam