islamda milliyetçilik var mıdır? Fazli Karaduman

Bugünkü Milliyetçilik, Cahiliye'den Bir Hastalıktır.

Etimolojik olarak, Milli kelimesi, tam ifadesi ile ‘dini’,Millet ise ‘din, inanış’ ; Milliyet: ‘tabii olduğu din, inanç’ durumu,Milliyetçi ise ‘İnancının Mücadelesini veren kişi.’anlamına geliras..(1)Söz konusu kavramların asıl manaları bu şekilde olup; bu kavramlar, kesinlikle ırk veya kavim anlamında kullanılmazlar.(2)İslam düşüncesine göre, yeryüzünde sadece iki Millet vardır.
Birincisi ‘İslam Milleti’, diğeri İslam dışı, ‘küfür Milleti’dir.(3)…Velâkin, etimolojik olarak hiçte böyle bir anlama sahip değilken, 1930’lardan itibaren; bu kelimelere ‘ırk, kavim’ anlamı yükletilerek; söz konusu kavramlar, bu anlamları ile bütün okullarımızdaki genç dimağlara dayatıla gelindi ve halen bu dayatma ısrarla sürdürülmektedir.Toplumun tek bildiği, ‘kavmiyetçilik’ anlamındaki Milliyetçiliktir. Ve bu gün Milliyetçilik denice, insanımız sadece bu anlamıyla algılıyor ve bu anlamıyla konuşuyor.(4)Aşırı dozdaki bu katı dayatma sonucu; bu gün toplumumuzun kahir ekseriyeti, asıl anlamıyla bir “Milliyetçilik” algısına sahip değil.Ve o devrin ulemasından olan Mehmet Akif, bu dayatmaya karşı rahatsızlığını şöyle dile getiriyordu;“Hani, Milliyetin İslam idi… Kavmiyet ne!  Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine. ’Arnavutluk’ ne demek? Var mı  Şeriatta yeri?  Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri.…İslam, bu tür ‘ütopik olarak oluşturulmuş’ bir milliyetçiliği, cahiliye hastalığı kabul edip; en ufak söylemini, tavrını, kırıntısını net bir şekilde yasaklayıp ayaklarının altına almıştır..(5)Irk, kavim, aşiret, asabiye davaları; İslam öncesi, cahiliye karanlığının temel taşları olup, Müslüman kimliğinden fersah fersah uzaktır.…Ama ne acıdır ki, bu hastalık, camiler dâhil; bu gün toplumun her katmanına sirayet etmiş durumda…Yasaklamasına rağmen Kâinatın Sahibi; aynı camide, Allah’ın huzurunda saf safa, omuz omuza olan kimi cami cemaatinde bile; farklı kesimler milliyetçilikte tavır tavıra; bir kısmı Türk, diğer bir kısmı Kürt ve bir diğeri Laz Milliyetçiliğinin, astürümanlarını çalmakta…Cami cemaatlerinde oluşuyorsa bu manzara, varın başka yerlerin hal-ı pür melalini siz tasavvur edin!…Bu beylere diyeceğimiz şey şudur;Dillerinizi, renklerinizi, sahi siz mi belirlediniz ki, bunlar üzerinde bir aidiyet kavgası yürütmektesiniz…“…Yerin göğün yaratılması, İnsanların dillerinin ve renklerinin farklı olması Allah’ın Ayetlerindendir...”(30/22) şeklinde, buyurmuşsa Âlemlerin Rabbi , ‘bunu anlamak ve yaşamak’ değil mi bizlere düşen!Bizim adımızı, aidiyetimizi; bizleri yaratan, yaşatan belirlemişse ve“…O size ‘Müslümanlar’ adını verdi..” (22/78) diyorsa; biz hala farklı aidiyetler mi arayacağız!…Müslüman kul olarak, zaafını bilecek; aczini izhar edeceksin…Ve yasaklamışsa Allah bir şeyi, onun zerresinden dahi kaçacak; kul olarak, böyle bir yasak karşısında sadece, ‘ Lebbeyk’ diyebileceksin…Sadece, ‘Buyur ya Rabbi, emret ya Rabbi’ diyeceksin…İnat, ısrar, direnme; ‘Allah’ın yasaklarına rağmen, muhalif fikir beyan etmek’, ne demek!?Bunlar şeytan oyuncağı işler, tehlikeli tavırlardır!İlk ve en büyük Milliyetçi, Şeytandır.O, ”…Ben daha hayırlıyım” diyordu.Sen de ırkınla övünç duyuyorsan; senin asıl  önderin belli olmuş olmuyor mu? …Bu gün, birilerinin bize dayattığı bir tarih;Kavmimiz olarak kabullendiğimiz veya birilerinin bize kabullendirdiği bir ırk;Birilerinin bize belirleyerek çizdiği sınırlar;Birilerinin bize dikte ettirdiği bir rejim; üzerinde,Bölgesel ve ulusal bir milliyetçilik peşinde isek; bu, “Hak Yol” üzere olmadığımızın bariz ifadesidir!…Lakin Müslüman’ın tek aidiyeti; hangi etnik yapıdan gelirse gelsin, bütün kavimlerin potasında eriyerek aynı inançta bütünleştiği Ümmetin birliğine;Ve bunların kapsam alanı olan, bütün yeryüzü coğrafyasına;Aynı inanç etrafında şekillenerek kaynaştığın İslam Milletine tabi isen; Hakk’a giden yola yönelmişsin demektir.…Allahın Resulü, ilk günden itibaren sadece İslam dedi,  Müslüman dedi, Ümmet dedi ve bütün dünyayı; Bizans’ları, Pers’leri, Kisra’ları hep bu değerlere davet etti.23 senelik peygamberliği döneminde, hiçbir şekilde ve hiçbir zaman; ‘kabilem, kavmim, aşiretim veya Araplar’ demedi.Sağında, solunda, önünde ashabının güzide yıldızları; Fars olan Selmanlar; Rum olan Suheybler; Habeş olan Bilallar; Arap olan Ebu Bekirler, Ali’ler, yürürdü…‘Kavim, kabile, aşiret ve ırk’ üzerindeki bütün çıkışları  ‘cahiliye’ âdeti kabul etti ve anında durdurdu, susturdu, yasakladı!…‘Efendim, kavmim asimile ediliyor, ben de ondan dolayı bu asimilasyona karşı çıkıyorum’ diyenlere; şu hakikati hatırlatmalıyız;Şayet bir yerde hâkimse, ‘Hâkimler Hâkimi’nin Nizamı’; her şeyin yerli yerince oturacağından şüpheniz mi var ki? Hâkimiyetini sürdürüyorsa şeytani güçler, bu güçlerden hangi hakkı bekliyorsun!O zaman her derdin, her sıkıntının, her sorunun devası, ilacı, şifası; mutluluğumuza bir huzme olarak inen ‘İlahi Nizam’ olmalı değil mi?!O halde hiç bir şekilde, zaman kaybetmeden bütün gayretler, çabalar, çırpınışlar;‘Vahyin Hâkimiyeti ‘nin tesisine yönlendirilmeli değil mi?‘İlahi nizamın, deva, çare, şifa olmayacağını düşünerek başkaca yollar aramak’ daha bir ağır hastalıktır!Ve bunun ise hiç şifası yoktur!Rabbim, Hak olan, Hakk’a giden berrak, Müstakim yolu nasip etsin. Yar ve yardımcımız olsun. 1-Doğan Meh., B.Türk.Sözlğ. - El Isfahanı, Müfredat., ilgili kelime2-Şamil, İslm. Ansk.shf.245 3-Doğan Meh., A. G.E, ilgili madde4-  A.g.e. shf.246 5-  Veda hutbesi

Reklam