Kredi Kartı Gerçeği - Abdulhamit karahan

Menfaatçilik Hastalığı ve
KREDİ KARTI GERÇEĞİ
Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse kalktığı gibi kalkarlar. Bu durum onların, "alışveriş de tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. (Bakara 2/275)
Menfaat, küçük kârların peşinde koşmak, büyük hayırları terk etmektir. Menfaat hastalığı insanoğlunun içerisine yerleştirilmiş bir fitne ve imtihandır. Menfaatlerinin peşinde kontrolsüzce koşan insanlar bu birçok hayırlardan kaçmış ve mahrum olurlar.
İnsan içindeki bu menfaat putunu öldürmediği sürece gerçek tevhide ve hakiki imana ulaşamaz…
Kredi kartı kullanma ihtiyacı, menfaat hastalığının bir sonucudur.
Bankaların kredi kartı kullanan insanlara verdiği (yemlik) küçük menfaatler, kredi kartlarının arkasındaki acı gerçeği görmemize engel olmaktadır. Aslında kredi kartı büyük bir musibet ve kişinin kendisini tüketmesidir.
Bankacılığın Mantığı:
Bankacılık sektörü en az faizle para alıp, en yüksek faizle para satan kurumlardır. Bütün sistem bunu üzerine kuruludur.
Eğer bir banka hiç faiz ödemeden nakit para elde eder ve bunu yüksek faizlerle satabilirse onun için bulunmaz bir durumdur.
İşte kredi kartları tam burada devreye girer. Çünkü her ay milyonlarca insan bankalara nakit para taşımaktadır. Bu şekilde bankalarda hiç faiz ödemeden topladıkları bu nakit paraları her türlü bankacılık oyunlarıyla yüksek faizle satmaktadır. Kart kullanan insanlar her ay bankaların değirmenine adeta su taşımaktadırlar.
Kredi Kartı Mantığı:
Türkiye’de yaklaşık 25-26 tane banka bulunmaktadır. Yine Türkiye’de kredi kartı kullanımı 25-26 milyon civarındadır. Yani her bankaya yaklaşık 1 milyon civarında kredi kartı düşmektedir. Her bir karttan aylık olarak bankaya bırakılan meblağ, Türkiye ortalaması 500TL. civarındadır. Türkiye’deki her bankaya halkımız yaklaşık 500 x 1 000 000 = 500 000 000 TL. Nakit para ödemektedir. Bu kadar nakit ve büyük para banka için hayati önem arz etmektedir.
Bankalar halkımızdan topladığı bu paraları ortalama 20 gün sonra alış-veriş yapılan yerlere (esnafa) ödemektedir. Peki, bir banka 20 gün boyunca bu parayı ne yapmaktadır? İşte işin sırrı burada gizlidir. Banka topladığı bu paraları zor durumda olanlara faizle satmaktadır. Eğer bu süre zarfında parasını erkenden almak isteyen bir esnaf olursa, ondan %3-4 civarında faiz almaktadır. Yani hangi açıdan bakılırsa bakılsın kredi kartları bankalar için oldukça karlı bir durumdur.
Ayrıca %8 civarında bankaya kart borcunu ödeyemeyen ve ayrıca faize girenlerde işin cabasıdır.
Hiç düşünüyor muyuz? Bankalar niçin sokaklarda bile kredi kartı dağıtmaktadır? Niçin herkesin kart kullanması için bu kadar çaba harcanmaktadır? Gerçekten bu işten biz mi karlı çıkıyoruz yoksa onlar mı? Biz mi onları kullanıyoruz, onlar mı bizi?
Kartın Borcunu Zamanında Ödemek Mevcut Durumu Değiştirir mi?
Kredi kartı kullanmaktan vazgeçmeyi bir türlü düşünemeyen insanımız, kendi içine düştüğü durumu kurtarıcı mazeret üretmeyi de ihmal etmemektedir. “Zamanında ödersem bir şey olmaz, ben alış veriş yaptıktan 40 gün sonra ödüyorum” gibi sözler acaba ne derecede geçerlidir, bu mazeretler hakikati yansıtmakta mıdırlar? Gerçek bu söylenildiği gibi midir? Hayır. Çünkü zamanında ödemek kişiyi bulaştığı bu çamurdan kurtarmaz.
Kart kullanan kişi ister zamanında ödesin ister geciktirsin, mevcut durumu değiştirmez!
Kart kullanıldığı andan itibaren artık bankayla alış-veriş yapılmıştır. Bankayla alış veriş yapmakta, temiz ekmeğimizi çamura bulayıp yemekten farksız, hatta daha kötüdür.
Kırk gün sonra öderim sözüne gelince. Bu da çok doğru ve düşünülerek söylenmiş bir söz değildir. Çünkü kırk gün sonra esprisi ilk birkaç gün için geçerli olan, bize bırakılmış (yemlik) menfaattir. Günler ilerledikçe ödeme takvimi hızla yaklaşmaktadır ve kırk gün sonra diye bir şey kalmamaktadır. Yani hayatınızda ilk kart kullanmaya başladığınızda belki karlı gibi gözükebilirsiniz. Ama hepsi bu! Daha sonra siz bankaya aylık düzenli para taşıyan biri konumuna gelmişsinizdir.
Para Kullanmakla Kart Kullanmak Aynı mıdır?
Para kullanmak yapılan bir hizmetin ya da bir ürünün bedelini ödemektir. Kişinin iradesine bağlı olmayan zaruri bir durumdur. Kart kullanmak ise, parayı alış-veriş yaptığınız yere değil de bankaya ödemek, bankayla çalışmak, bankaya borçlanmaktır. Dolayısıyla tüm para trafiği banka üzerinden yapmaktır. İşin en çirkin ve kirli yeri de tam burasıdır. Banka topladığı bu paraları hak sahiplerine hemen ödemez, günlerce kullanıp faizcilik (tefecilik) yapar ve bizde bu işinde ona adeta yardımcı olmuş oluruz.
İnançlı bir insan, banka ile çalışmaktan, parasını ona taşımaktan hiç rahatsızlık duymuyorsa bankaya girmek ile markete girmek arasında bir fark yoksa kalbindeki, içindeki bazı yerleri gözden geçirsin!
Ayrıca kredi kartı kullanmak, o kartların Amerika’daki gerçek sahiplerinin hesabına “tıp tıp” dolarları aktarmaktır.
Her kart çektiğimizde, biz yoksullaşıyoruz birileri zenginleşiyor,
Her kart çektiğimizde, temiz ekmeğimizi çamura bulayıp yemiş oluyoruz,
Her kart çektiğimizde, bankaların yüzünü güldürmüş oluyoruz,
Her kart çektiğimizde, vahşi kapitalizmi güçlendiriyoruz,
Her kart çektiğimizde, kartların arasındaki görünmeyen güçleri büyütüyoruz,
Her kart çektiğimizde, hak sahiplerinin parasını yirmi gün sonra almasına sebep oluyoruz.
Kart kullanmayan insanın rızkı kirlenmez, bereketi azalmaz rahmet kalkmaz, hayatında bolluk olur.
Kart kullanan insan ise birçok hayırlardan mahrum olur.
Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin (Bakara /168)

Reklam