SÖZÜN ÖZÜ - Yönetim Sistemi Değişikliği Ne Getiriyor?

SÖZÜN ÖZÜ - Yönetim Sistemi Değişikliği Ne Getiriyor?

Cumhurbaşkanlığı sistemi tartışmaları 18 madde etrafında o kadar dallanıp budaklandı ki meselenin asıl yüzü ortadan kayboldu, unutuldu, unutturuldu, gözlerden uzak kaldı. Meselenin özü şudur:

1- CumhurBaşkanlığı sistemi nedir?
- Koalisyonsuz yani tek bir partinin yönetimine dayanan ve başbakan ile cumhurbaşkanı makamının birleştirildiği(çift başlılığın olmadığı) bir yönetim biçimidir.

2- Bunun ne önemi var?
- Yönetimde güç ve istikrar olur. Yani 1-2 senede erken seçim olmaz. 5 sene boyunca düşündüğü şekilde ülkeyi yönetir. Hükümet tek olduğu için ne dış güçler ne de içteki patronlar, askerler vs. koalisyonu bozup hükümeti düşürmekle tehdit edemez. İstediğini yaptıramaz. Yani ülkeyi halkın seçtiği iktidar yönetir.

Başbakan ile cumhurbaşkanı kavgası geçimsizliği vs. olmaz. Erken seçim olmaz. Hükümet sadece halkın desteğini almak için yani halk için çalışır. 5 sene boyunca planladığı çalışmalar yarım kalmadan yönetir ve sonra halka tek başına hesap verir. Yanlış yaparsa suçu atacağı ortağı yoktur. Halk beğenirse devam eder beğenmezse hükümeti değiştirir. Yani tek güç halk olacak. O yüzden gelen hükümet ülkeyi iyi yönetmek zorunda kalır. Yani yönetim krizleri, ardından ekonomik krizler yaşanmaz. Ülke sürekli gelişir.

Yani, bir otobüsün iki direksiyonu olsa, direksiyon mahallinde 2-3 şoför olsa, biri direksiyonda, biri viteste biri gaz-frende, o otobüs yol alabilir mi? Biri otobüsü şu yöne götürmek isteyecek, mesela eğitim sistemi 4+4+4 olsun isteyecek, öteki istemediği için ya gaz yerine frene basacak, ya viteste sorun çıkaracak, ya da öteki direksiyonu ters yöne çevirecek ve otobüs kaza yapacak, yani koalisyon bozulacak, ülkede kriz olacak. 1950den beri yaşananlar bunu ispatlıyor. Ya başbakan, cumhurbaşkanı kavgaları, ya da koalisyon ortaklarının anlaşmazlıkları krizlere sebep oldu. Ülkenin gelişmesi engellendi. Ülke sadece tek partili yani koalisyonsuz hükümetler döneminde, o da sadece üçtür (Menderes-Özal-Erdoğan) gelişme yaşamıştır. Koalisyon dönemlerinde zaman zaman büyüme rakamlarının yüksek çıkması aldatıcıdır. Zira bir iki yıl yüksek çıkar, sonra bir kriz gelir, kazanımlar gider, hatta eksiye düşülür. Devamlılığı yoktur.

Koalisyonlu sistem aslında diktatörlük ve diktatörlük anlamındaki sözde başkanlık sistemiyle birlikte dünyayı kontrol edip sömüren emperyal güçlerin ülkeleri kontrol altında tutup istediklerini yaptırmak için kullandıkları ucube bir sistemdir. Üç beş büyük zengin aile Abd ve Avrupa ülkelerini jandarma olarak kullanıp dünyayı sömürmektedirler. Jandarmalık ücreti olarak da bu ülkelere zenginlikten pay verilmektedir.

Bu istikrar nasıl sağlanıyor?
- İki turlu, iki sandıklı seçim sistemiyle sağlanıyor. Yani bir sandıkta meclis(milletvekilleri), ikinci sandıkta ise hükümet seçiliyor. Hükümeti seçme önceden halkın değildi. Halk sadece vekilleri seçiyordu. İlk turda bir parti hükümet kuracak %50+1 çoğunluğa ulaşamazsa en çok oyu alan ilk iki parti ikinci tur seçime giderek bir parti mecburen %50+1e ulaşmış oluyor.

3-Bu sistem Diktatörlük getirmez mi?
- Yönetimde bir iradenin olması, yani şoförün tek olması Tek adamlık diye tarif edilen diktatörlük anlamına gelmez. Kuvvetler ayrılığı prensibine dayandığı için diktatörlük getirmez. Tek adamlık olması için sadece yürütmenin tek olması yetmez, yasamanın ve yargının da bir kişiye bağlanması ve hesap vermemesi gerekir. Halbuki hem meclisin, hem yargının cumhurbaşkanını denetleme yetkisi var. Yani daha kolay bir ifadeyle 13 yıldır tek parti iktidarı olduğu için aslında 13 yıldır başkanlık sistemi uygulanıyor demektir. Yani başkanlık sistemine geçilmiş olsa 13 yıllık yönetimden farklı bir şey olmayacak. Tek fark bunu kalıcı hale getirmek. Yani her seçimden sonra tek parti yönetimi olacak. Koalisyon pazarlıkları, hükümet krizleri ortadan kalkacak. Ülkede her seçimden sonra güç ve istikrar olacak.

4-Muhalefet partisi neden karşı çıkıyor?
- Kendi menfaatleri için. Çünkü bu sistemde koalisyon olmadığı için hükümete gelebilmek için birinci parti olması, %50+1 oy alması gerekir. Öyle %10-12 oy ile hükümete ortak olamayacak. İstediğini yaptıramayacak. %10-12lik oy alan, %30-40 oy alanı parmağında oynatıyor. Yani halkın dediği olmuyor. Demokrasiye yani halkın iradesine aykırı ucube bir sistem. Ayrıca ortak yönetimde, yani koalisyonda sorun çıkınca ya da beceriksiz ise suçu öteki ortaklara atarak yine aynı oyu alıp yine koalisyon ortağı olarak 30 sene ülkenin başında kalmak yok.

5-Bu sistemde de koalisyon var iddiası. Seçimden önce iki parti başkanlık ve bakanlıkları paylaşarak önceden iş birliği yani ön koalisyon yapamaz mı? Ön koalisyon yapılabilir ancak koalisyonun temel sorunu hükümetin bir anlaşmazlık veya bir bahane ile gensoru ile kolayca düşürülebilmesidir. Yani zayıf hükümet. Varlığı başkalarına bağlı dolayısıyla da milletin iradesine göre icraat yapamama sorunudur. Bu durum, koalisyon değil iş birliğidir. Bunda sorun yoktur. Yani destek veren küçük parti çekilse de hükümet düşmez. Erken seçim olmaz. Kriz olmaz. İstikrar bozulmaz. Ancak bir sonraki seçimlerde artık iş birliği yapmayacaklar anlamına gelir. Bir olumsuzluk durumu değildir. Yani direksiyonda yine bir şoför var. Şoföre müdahale etme imkanı olmadığı için kazaya sebep olmaz.

* Bu sistemde de çift başlılık var iddiası: Parti genel başkanı olmak ve hükümeti yönetmek çift başlılık değildir. Yani karar mekanizması tektir. Direksiyonda bir şoför vardır.

- Ama bu asıl mesele tartışılmak yerine 18 yaşında vekil olur mu, cumhurbaşkanı anayasaya üç üye atar, beş atar, vekil listelerini hazırlar, meclisi fesheder, iki dönem değil üç dönem kalır vs. diye halkın şuuraltına yalanlar pompalanıyor. Güneş gibi açık gerçekler yalanlarla örtülmeye, halk korkutulmaya çalışılıyor. Çünkü başkanlığa karşı savunacakları bir şey yok. Halbuki bunlar her iki taraf için de asıl mesele değil. Vekil yaşının 18 olmasıyla 20-25 olması neyi değiştirir, cumhurbaşkanı şimdi mahkemeye üye atamıyor mu, vekil listesi hazırlamıyor mu, meclisi fesih yetkisi yok mu, başbakanın iki dönem değil oy aldığı sürece sınırsız seçilme hakkı yok mu? Yani bu maddeler farklı olsa destek mi verilecek. Zaten bu değişime hazırlanma aşamasında hiç katkı sağlanmaması, daha baştan karşı çıkılması da bunu göstermiyor mu? Demek ki bunlar asıl mesele değil.

İstikrarlı bir sistemin Türkiye'ye gelmesini dış güçler de istemiyor. Eğer istenseydi hükümetin elini güçlendirecek katkılar sağlayacak adımlar atarlardı. Mesela Suriye meselesinde, Irakta Türkiye'nin istediği şekilde davranırlardı. Mesela Fethullah Gülen iade edilse, ypg sınırdan çekilse, Rakka ve Musul operasyonunda Türkiye'ye büyük bir zafer kazandırılsa iç siyasette ne kadar büyük etki yapar. Halbuki tersini yapıyorlar. Türkiye'yi zor durumda bırakacak işler yapıyorlar.
2.Dünya savaşının galipleri ABD, Çin, Rusya başkanlık sistemiyle yönetilirken, savaşın mağlupları Almanya, Japonya ve İtalya ise galip ülkeler tarafından kontrol altında tutulmak için koalisyonlu sistemle yönetilecek şekilde düzenlenmişlerdir. Maalesef Türkiye de baştan beri koalisyonlu sistemle yönetildi ve bu yüzden yıllarca da kontrol altında tutuldu. İktidarların yani Halkın değil başka güç odaklarının dediği oldu.

Reklam