Saraçhane'de Mısır Darbesi Protesto Eylemi

Mısırdaki darbeyi protesto ve ihvanı Müslimin haretketin destekleme amacıyla Saraçhane'de düzenlenen eylem devam ediyor. Her akşam binlerce kişi bu protesto eylemine katılıyor. Yatsı namazlarını beraber kılıyorlar ve Mısırlı müslümanlara dua ediyorlar. Diğer duyarlı müslümanların da bu eyleme katılması gerekir diye düşünüyoruz. her akşam saat 12:00 kadar devam ediyor.

Ünal Tanık - Yorum

ihvan-ı Müslümin, İhvan ya da Türkiye’de bilinen adıyla Müslüman Kardeşler… Emperyalist devletlerin, İslam coğrafyası üzerindeki emellerini kuvveden fiile çıkarmaya başladığı dönemden itibaren Müslümanlar zor günler yaşadı.

I. Dünya Savaşı başladıktan sonra, İngiltere’nin Mısır Genel Valisi Mc Mohan’in Şerif Hüseyin ile anlaşarak hazırladığı bölge haritası, Müslüman coğrafyasını bir hançer gibi parçaladı. Bu haritanın ve zorla oluşturulan aile devletlerinin getirdiği çarpık tablonun sancıları hâlâ sürüyor.

Mısır’da, 1928’de Hasan El Benna’nın prensipleri etrafında toplananlara “İhvan-ı Müslimin” dendi. Hasan El Benna’nın öğretileri etrafında toplananlar arttıkça, iktidardakiler kendilerine bir tehdit olarak gördüler.

İktidardaki Veft Partisi, İhvan’ı bir tehdit olarak görmeye başladı ve 1949 yılında Hasan El Benna, Ramses Meydanında bir suikast sonucu öldürüldü. Sisi’nin askerleri de geçtiğimiz hafta sonu aynı meydanda torunu, Halid Fernas el Benna’yı kurşunlayarak öldürdüler.

İhvan-ı Müslimin için asıl zor günler ise 1950’li yıllarda yaşandı. 1952’de Hür Subaylar darbesiyle gelişen olaylar sonrasında iktidara gelen Cemal Abdünnasır’a yönelik suikast de İhvan üyelerine mal edildi. 1954 yılında bu suikastten sorumlu tutulan İhvan’ın 6 üyesi idam edildi.

İhvan o tarihten bu yana resmiyette görünen hemen her şeyden çekildi dense yanlış olmaz. Faaliyetlerini dini ve insani temel etrafında yürüttüler.

MÜBAREK OLAYINDA, MEYDANLARA 3 GÜN SONRA ÇIKTILAR

1950’li yıllarda, hizmetlerini Firavunlara taş çıkartan diktatörlerin yönetimleri altında yürüten İhvan, bugünlere öyle geldi.
Suudi destekli Selefiler’in sürekli tehdit ve suçlamaları altında yaşadılar. Selefiler’e göre, İhvan üyeleri “korkak” ve “Batı’nın işbirlikçisi” idi.

Hatırlanacağı gibi, 2011 Şubat ayında, Mısır sokakları 30 yıllık diktatör Mübarek’e karşı ayağa kalktı. Mısır’da farklı gruplar meydanlara çıkmıştı. Ama ilk günler İhvan üyeleri ortalarda görünmedi. Bu kez, “Batı’nın işbirlikçisi” suçlamalarına bir de “Mübarek’in adamları” eklendi.

İhvan-ı Müslümin’in ise, o günlerde bütün bu suçlamalara verdiği tek bir cevap vardı:

“Biz meydana erken çıkarsak, bu hareket bizim üstümüzden bastırılır ve yarım kalır.”

Bütün bunları gözeten İhvan, Şubat ayında meydanlara üç gün sonra çıktı. Çıkması ile birlikte de Mübarek rejimi yıkılmıştı.

3 Temmuz’da ise bambaşka bir süreç başladı. Halkın yüzde 52 oy vererek bir yıl önce iktidara getirdiği bir cumhurbaşkanı, İsrail’in yazıp yönettiği bir yapımla Suudi Arabistan’ın sponsorluğunda iktidardan alaşağı edildi. Mursi döneminde bir kişinin bile ölmediği gösteriler sırasında ayağa kalkan Batı dünyası, binlerce kişinin kanının aktığı meydanları görmezden geldi.

Gözleri kör, kulakları sağır oldu. Daha düne kadar demokrasi ve halkın tercihini kutsayan Batı, demokrasiyi kendi çarkını döndürmede bir araç olmaktan öte görmediklerini böylece ortaya koydu.

Şimdi İhvan-ı Müslimin, yeniden meydanlardan çekilecek ve 1950’lerdeki gibi hizmetlerini sessiz sedasız yürüttüğü günlere dönecek.

“Arap Baharı” diye yapılmak istenenin, anne karnındaki bebeği erken doğuma zorlayarak düşük yaptırma gayretleri olduğu görüldü.

“Arap Baharı” laflarının çokça edildiği dönemlerde ifade etmeye çalıştığım gibi, bahar gibi görünen “Diktatörlerin sonbaharı” idi. Beklenen bahar gelmesi için daha arada kış olduğu gözlerden kaçırılmaya çalışıldı.

Ünal TANIK / Rotahaber

Reklam