n/a

Sağlıklı Beslenme Kılavuzu DENEMESİ

Vücudumuzun bütün besinlerin içerdiği vitamin, mineral, protein vs. gıdalara ihtiyacı vardır. Esas olan bütün yiyecek çeşitlerinden az da olsa belli zaman dilimlerinde alınmasıdır. Beslenmedeki yiyecek çeşidinin az olması ihtiyaç duyulan bazı vitamin, mineral gibi gıdaların alınamamasına veya az alınmasına sebep olup bu da ilerleyen dönemlerde değişik sağlık sorunları doğurmaktadır. “Sağlığımız için gıdaları mevsiminde yemeliyiz.”

Şeyh Edebali'nin Bir Nasihati

Bak DOSTUM!

Cahil ile dost olma!
İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez.
Üzülürsün.

Saygısızla dost olma!
Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez.
Üzülürsün.

Aç gözlü ile dost olma!
İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez.
Üzülürsün.

Görgüsüzle dost olma!
Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez.
Üzülürsün.

Kibirliyle dost olma!
Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez.
Üzülürsün.

Ukalayla dost olma!
Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur.
Üzülürsün.

Namertle dost olma!
Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez.
Üzülürsün.

- İlim bil, irfan bil, söz bil.
- İkram bil, kural bil, doyum bil.
- Usul bil, adap bil, sınır bil.
- Yol bil; yordam bil.
- Hal bil, ahval bil, gönül bil.
- Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
- Mert ol, yürekli ol.
- Kimsenin umudunu kırma.

Sen seni bil sen seni.
Sen kendini bilirsen bu ömrünce sana yeter.

Umut - Hafize İncirkuş

UMUT
Sende benim gibisin. Her şeyden önce tertemiz kalbin inanç dolu yüreğin var. Para kimi çok mutlu edebilmiş bilinmez. Ama senin tek gülüşün yeter mutlu olmaya. Bir sürü oyuncağım,harcayacak çok param olsa da seni unutmam. Hep yüreklerin umudu yarınların güneşi gibisin bende. Eğer tek farkımız giyecek fazladan bir montsa al senin olsun. Benim monttan çok gülümseyecek ve kalbi hızla çarpacak dosta ihtiyacım. Benim gibisin dedim ya, sende sana umutla bakan gözler istiyorsun etrafında. İzin ver o gözlerden biri ben olayım.
Kimi trilyonların sahibi kimi bir ekmek arayışında ama diyorum ya seninde farkın yok o trilyonluk insanlardan.
Gel beraber ısınalım, uzanalım boylu boyunca. Çok isterdim senden bir sürü olsun yanımda. Kitabımın her sayfasına bir el daha değsin, her kıyafetime bir umut daha sığsın, eldivenlerim yeni eller ısıtsın...
Kaderim deyip geçme elimi uzattım tut sende. Çözülecek kitaplarım, yazılacak bir sürü defterim var. Gel ortak ol bana. Üzülme küçük şeylere. Her şey zaten küçük şey. Üzülmene değer mi bu dünya? Her şey bir nefes kadar yakının da. Sadece gelmek iste yanıma.
Ne olursan ol gel demiş Mevlana. Ben seni sen olduğun için isterim yanımda. Nerde nasıl yaşadığımız, neyi ne kadar bildiğimiz önemli değil. Gel her şeyi birlikte aşalım, birlikte öğrenelim. Herkese yeni umutlar olalım. Hepimiz kardeşiz bunu unutturmayalım. Mesafeler korkutmasın bizi. Mesafeleri kaldıralım. Hamurumuzu gönüllerin sıcaklığıyla yoğrulalım. Sevmekten çekinmeyelim; sevelim, sevilelim. Hayata doyasıya sarılalım. Hayat kısa.

Güzel Ahlakta Kararlı Olmak

Kuran’ı Kerim, insanlar için bir yaşam rehberidir. Yüce Rabbimizin en güzel ahlakı bildirdiği Kuran’ı okumak ve emir ve yasaklarını titizlikle uygulamak her Müslüman’ın görevidir. ‘Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir Kitap'tır.’ (Bakara Suresi, 2)
Kuran’ı okuyan insanlar bilir ki, Allah kullarına sabırlı olmalarını ve bunda kararlı davranmalarını emreder. Bu tavır insanlar için faydalı sonuçlar doğuran güzel bir ahlak örneğidir aslında. Yaşanan olumsuz olaylarda gösterilen sabır ve tevekkül, olayların büyümesine engel olurken daha güzel sonuçlar elde edilmesini sağlayabilir. Yaşanan olumsuz olaylarda öfkeye kapılıp, sabırlı davranamamak kişiyi içinden çıkılmaz durumlara sokar çoğu zaman. Karşılaşılan her olayın Allah’ın kontrolünde ve bir sınav dahilinde gerçekleştiğini bilmek ve sabırlı davranmak hem bu dünya için hem ahiret için büyük yarar sağlar insana. Allah pek çok ayetinde ‘sabredin’ derken, sabır gösterenleri de cennetle müjdelemektedir:

‘İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.’ (Furkan Suresi, 75)
Aynı zamanda Yüce Rabbimiz, güzel ahlak özelliklerini bildirdiği Kuran’ı Kerim’de, bize yapılan kötülüklere karşı iyilikle cevap vermemizi de emretmiştir:

Her Sabah Afrika'da Bir Aslan Uyanır

''Her sabah Afrika''da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.
Her sabah Afrika''da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.
Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur.'' (Afrika Atasözü )
Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar. Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün uzun olması
değil, iyi olması önemlidir.

Elçilerin Ortak Özellikleri

Tarih boyunca yaşamış olan tüm toplumlarda, cahiliye kültürünü benimseyen insanlar daima çoğunlukta olmuştur. Bu insanlar kendi kendilerine Allah’ı fark edebilecek ve doğruları kavrayabilecek kapasitede değillerdir. Ancak sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz onlara, kendilerini uyaran, Allah’ı ve sonsuz yurt ahiretin varlığını hatırlatıp, dünya hayatının gerçek anlamını bildiren elçiler göndermiştir. Kur’an'da bu elçilere "Resul" adı verilir ki, Resulün kelime anlamı "gönderilen"dir.
"Andolsun, Biz her ümmete: 'Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının' (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. " (Nahl Suresi, 36)
Kur’an’da da dikkat çekildiği üzere elçilerin tüm tavırları ve ahlaki özellikleri müminler için örnektir. Bu nedenledir ki müminler, elçilerin yaşamlarını dikkatle incelemeli ve öğrenmelidirler. Elçiler de başlangıçta cahiliye toplumunun bir üyesidirler. Ancak Risaleti başlamadan önce de ahlaken cahiliye toplumundan oldukça farklılardır. Örneğin toplumun çoğunluğuna hâkim olan ahlaki yozlaşmadan uzak, vicdan sahibi, güvenilir, ince düşünceli, güçlü ve akıllılardır. Tüm elçilerin birinci ortak özelliği, Allah tarafından seçilmiş olmalarıdır.
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. (Kasas Suresi, 68)
Elçiler, bulundukları toplumun putperest inancını akılcı yöntemlerle yıkıp, Allah’ın varlığını, birliğini ve Kur’an ahlakını insanlara tebliğ etmişlerdir. “Hiç şüphesiz din, Allah Katında İslam'dır.” (Ali İmran Suresi, 19)
Ancak elçiler tarafından Allah’ın ilahi dinine davet edilen insanlar, atalarından öğrendikleri geleneklere uymak konusunda ağız birliği etmişçesine her dönem elçilere aynı cevabı vermişlerdir.

"Kadının adı yok”, peki ya değeri? Mustafa İslamoğlu

Kadının adı yok”, peki ya değeri?

“Kadının Adı Yok” diyerek, kadının değerini yok eden malum zihniyete bir nazire olsun diye koydum bu başlığı.

Modernler kadını evden çıkartıp, evini yıktılar. Kadını ikna etmek için, evini ona “Bu senin zindanın” diye tanıttılar Bu şeytani telkine aldanan modern kadın evi terk etti

Modern kadına ev yerine önerdikleri şey ne? Sokak, cadde, süpermarket, kulüp, dernek, fabrika, daire, dükkân, ofis vesaire vesaire… Ama bunların hiç biri evin yerine geçmedi. Kadın eve düşman dışarıya hayran edildi. Fakat dışarı onu korumadı. Koruyamazdı da. Onu dışarı çağıranlar zaten korumasız kalsın, savunmasız kalsın diye çağırmıştı. Onu dışarı çağıranlar, onu metalaştırmaya can atanlardı

Kadın onlar için süslendi, boyandı, pudralandı . Onlar için harcadı parasını, zamanını, hayatını. Onlar, içerden çıkarıp dışarının malı ettikleri her kadını yağlı ve bağımlı bir müşteri olarak alkışladılar. Nitekim öyleydi de. Kadın artık kazanmak için harcıyor, harcamak için kazanıyordu.

Önce anneliğini unuttu. Zira kendine yabancılaştı. Zaten dışarlıklı bir hayatın yoğunluğunu hiçbir kadın annelikle birlikte kaldıramazdı. O nazenin omuzlara bu ağır gelirdi. Öyle de oldu. Yıktıkları evin yerine pansiyonu koydular. Yıktılar dedimse, damını duvarını yıktıklarını kastetmedim elbet. Bu mecazen bir yıkımdı. Evin misyonunu yıktılar, tıpkı kadının kadınlık misyonunu yıktıkları gibi.

Kur'an'da Anahtar Siyasi Kavramlar - Manzuriddin AHMED

Modern çağda Müslüman siyaset teorisinin klasik ve Orta Çağ nosyonlarını yeniden üretme teşebbüsü, birçok metodolojik ve semantik problemlerle kuşatılmış durum­dadır. Modern sosyal bilimcinin klasik ve Orta Çağ İslâm’ına dair anahtar siyasî kavramlarını anlamaya çalışırken karşılaştığı en önemli zorluk, bu kavramların Kur’ânî ilahiyat doktrinlerine otur­tulduğu ölçüde benzersiz olmasından ileri gelmektedir. Bu kav­ramlar, Yahudi, Hıristiyan, Roma ve Yunan siyasî fikirlerinin nü­fuz ettiği Batı siyaset teorilerinden farklıdır. İslâmî siyasî kavram­lar, tamamen farklı sosyal, ekonomik, siyasî ve tarihî ortamların çizdiği çerçeve içinde gelişmiştir. Bu da tanım ve anlam problemle­rini ortaya çıkarmıştır. Bir taraftan modern sosyal bilimciler Batılı siyaset terminolojisindeki arka planları ile İslâmî terimleri anlaya­mazken, diğer taraftan bu terimler modern siyaset bilimi sözlüğü ne tercüme edildiklerinde, orijinal mânâları değişikliğe uğramıştır. Söz gelişi, gerçekte, İslâm’da net bir modern devlet kavramı yoktur, ama insanlar hâlâ İslâm devletinden söz ederler ve bu anlamda ümmet, hilâfet gibi İslâmî kavramlar, modern devlet ve hükümetin dengi olarak kullanılır. Ama ümmet ve hilâfetin kendilerine has ayrı anlamları vardır.[1]

Robert Fisk

İndependent gazetesinin 60 yaşındaki Ortadoğu uzmanı Robert Fisk, dünyanın en ünlü gazetecilerinden. Uluslararası gazetecilikte otuz yıllık tecrübeye sahip olan Fisk, 20'nci yüzyılın ikinci yarısına damga vurmuş bir çok olaya canlı tanık oldu. 1975-1990 Lübnan İç Savaşı, 1979 İran Devrimi, 1980-88 İran-Irak Savaşı, 1991 Körfez Savaşı ve 2003'te Irak'ın işgalini yerinde takip etti. Dünyanın en çok ödül alan gazetecisi unvanına sahip deneyimli gazeteci, terör örgütü El Kaide'nin lideri Usame Bin Ladin'le bile 1994-1997 arasında üç defa röportaj yaptı. Fisk, ABD ve İngiltere'nin Irak işgalini sert bir şekilde eleştiren muhalif yazılarla büyük yankı uyandırmıştı

Reklam

İçeriği paylaş