Kuran Halkalari

Kuran Halkalari
Kuran Halkalari Toplantisi Uludagda yapildi. Toplantiya yurt ici ve dışından cok sayida katılımcı vardı. Kuran Hallkalari genel ilkeleri ve hedefleri hakkkinda bilgi verildi. Tum Turkiye il ve ilce bazli bir yapilanma ve uyelik sistemi uzerine kurulmus web sitesi tanitildi.Her il, ilce, mahallede bir Kuran Halkalari olusturma hedefleri bulunmakta.
Model olarak Peygamberimizin Darul Erkam Kuran Halkalari model alinmis.
Her halkanin bir sorumlusu bulunmakta. Bir halkaya dahil olmak isteyen veya bir Kuran Halkalari kurmak isteyenler www.kuranhalkalari.org sitesinden basvurbilirler.

Saraçhane'de Mısır Darbesi Protesto Eylemi

Mısırdaki darbeyi protesto ve ihvanı Müslimin haretketin destekleme amacıyla Saraçhane'de düzenlenen eylem devam ediyor. Her akşam binlerce kişi bu protesto eylemine katılıyor. Yatsı namazlarını beraber kılıyorlar ve Mısırlı müslümanlara dua ediyorlar. Diğer duyarlı müslümanların da bu eyleme katılması gerekir diye düşünüyoruz. her akşam saat 12:00 kadar devam ediyor.

Kredi Kartı Gerçeği - Abdulhamit karahan

Menfaatçilik Hastalığı ve
KREDİ KARTI GERÇEĞİ
Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse kalktığı gibi kalkarlar. Bu durum onların, "alışveriş de tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. (Bakara 2/275)
Menfaat, küçük kârların peşinde koşmak, büyük hayırları terk etmektir. Menfaat hastalığı insanoğlunun içerisine yerleştirilmiş bir fitne ve imtihandır. Menfaatlerinin peşinde kontrolsüzce koşan insanlar bu birçok hayırlardan kaçmış ve mahrum olurlar.
İnsan içindeki bu menfaat putunu öldürmediği sürece gerçek tevhide ve hakiki imana ulaşamaz…
Kredi kartı kullanma ihtiyacı, menfaat hastalığının bir sonucudur.
Bankaların kredi kartı kullanan insanlara verdiği (yemlik) küçük menfaatler, kredi kartlarının arkasındaki acı gerçeği görmemize engel olmaktadır. Aslında kredi kartı büyük bir musibet ve kişinin kendisini tüketmesidir.
Bankacılığın Mantığı:
Bankacılık sektörü en az faizle para alıp, en yüksek faizle para satan kurumlardır. Bütün sistem bunu üzerine kuruludur.
Eğer bir banka hiç faiz ödemeden nakit para elde eder ve bunu yüksek faizlerle satabilirse onun için bulunmaz bir durumdur.
İşte kredi kartları tam burada devreye girer. Çünkü her ay milyonlarca insan bankalara nakit para taşımaktadır. Bu şekilde bankalarda hiç faiz ödemeden topladıkları bu nakit paraları her türlü bankacılık oyunlarıyla yüksek faizle satmaktadır. Kart kullanan insanlar her ay bankaların değirmenine adeta su taşımaktadırlar.
Kredi Kartı Mantığı:

Hitamuhu Misk ( Esmaul Husna) - Mustafa islamoglu

istanbul Halic Kongre Merkezinde Esmaul Husna Hitamuhu Misk ( son misk kokusu ya da misk kousunun sonu anlaminda)son dersi onbinlerce kisiyle 9 Haziran 2013 tarihinde yapildi. Katilmcilar sigmadi diger konferans salonlarina sinevizyonla aktarildi. ilgi oldukca yogundu. Program Hilal Tv den canli olarak verildi. Programa siyasetcilerden Bulen Arinc esiyle birlikte katıldı.

Program Kuran ziyafetiyle basladi. Akabe yonetim kurulu baskani Selcuk Bey konustu. Konusmasinda Kurani anlayarak okuma ve din dilinin yenileme misyonu uzerinde durdu.

Programa sinevizyon gosterisiyle devam edildi. Sinevizyon gosterisinde bir bebegin embiryodaki gelisimi sembol olarak gosterildi.
Bulen Arinc sahneye davet edilerek konusma yapti. Boyle bir programa ilk dafa davet edildigini boyle bir calismayi takdir ettigini soyledi. Kendisinin Mustafa islamoglu nun kitaplarinda takip ettigini, dersine katilmayi coktan beri istedigini onun bugun kendisine nasip oldunu vurguladi.
Program Mustafa islamoglu'nu son Esma dersiyle devam etti.

Reform, İçtihat ve tecdid bağlamında İslam ve Hayat - Yasin AKTAY

Reform, İçtihat ve tecdid bağlamında İslam ve Hayat / Yasin AKTAY
“Milel ve Nihal, 5 (2), 43-73” dan alıntılanmıştır.

Modern dünyanın hâkim ve revaçtaki değerleri bağlamında düşünüldüğünde, reform kavramı son derece olumlu çağrışımları olan bir kavramdır. Eski dünyanın köhnemiş alışkanlıklarının düzeltilmesi, yeni ve taze formların benimsenmesi, rutinleşmiş ve rutinleştiği için hayatın dinamizmini karşılamaktan uzaklaşmış kurumlarının yeniden yapılandırılması, modern dünyanın tarihsel seyrine paralel gelişmelerdir. Modern dünyanın başlangıcına, bilhassa Hıristiyanlık tarihi içinde yaşanmış büyük harfli Reformasyon damgasını vurmuştur. Belki bu Reformasyon, daha sonra ortaya çıkacak ve yüzyıl sürecek olan kanlı din savaşlarının da başlangıcını oluşturmuş olsa da, son kertede galip gelen Avrupa modernleşmesinin değerleriyle uyumlu bir tarih bütünlüğü içinde saygın yerini almıştır. O kadar ki, kavramın küçük harfli kullanımına bile hep bir olumluluk taşıdığı söylenebilir. Oysa aynı kavram İslâm’la ilişkili olarak düşünüldüğünde aynı olumlu çağrışımlara sahip değildir. Bunda ise kuşkusuz kavramın Türkiye’deki bozuk sicilinin önemli bir rolü vardır. Gerçi İslâm dünyasının genelinde reform kavramı bağlamında, İslâm’ın Hıristiyanlığa benzer bir dönüşüm geçirmesine karşı bir duyarlılık var olmuştur. Açıktır ki, İslâm’ın Hıristiyanlık tarihine ait herhangi bir dönüşümü taklit etmesini gerektirecek her türlü telkine karşı asgari bir Müslüman duyarlılığı için güçlü teolojik ve kültürel nedenler var olmuştur. Ancak reform kavramını Hıristiyanlık tarihinden bir miktar kurtararak çağdaşlaşma tarihinin rutin veya olumlu eylemlerinden biri olarak benimsemenin bir şekilde mümkün olduğu bağlamlar da olmuştur. İşte bu bağlamlara karşı bile kavramın Türkiye’deki tarihi güçlü bir ket vurmuştur.

Ahlak Dinin Temelidir - Mustafa islamoğlu

Ahlak hem hilk hem de hulk köküne nisbet edilir. Hilk insanın fıtri tabiatını, hulk insanın manevi yanını, halk insanın maddi ve sosyal yanını ifade eder. Ahlak’ın hulk boyutu hilk ve halk boyutundan güçlüdür. Nasıl ki ruh bedenin, ahiret dünyanın, ğayb şahadet âleminin, mana maddenin öznesi ise, manevi olan da maddi olanın öznesidir. Birinciler ikincilerden kalıcıdır. Birinciler ikincilerin failidir. Aynı kökten gelen hilkat “yaratılış” demektir. Aynı zamanda hulk “huy” yani “alışılmış davranış” demektir.

Arap dilinin felsefesine vakıf olanlar bilirler: Hilk mastarı kesre’den dolayı ahlakın boyun eğen ve nesne olan boyutunu, hulk mastarı damme’den dolayı ahlakın baş kaldıran ve özne olan boyutunu temsil eder. Yani ahlak fıtrat’a bakan yanıyla hilkat’in nesnesi olmakta, hulk’a bakan yanıyla amel’in öznesi olmaktadır.
Batıda, 20. yüzyılın ilk yarısında latin asıllı moral sözcüğü kullanılıyordu. Bu yüzyılın son çeyreğinde özellikle Yunan asıllı etik kullanılmaya başlandı. Yunanca ethos, bizdeki “ahlak”ın karşılığıdır. Aristo’nun başyapıtlarından biri Nichomakhos’a Etick (Nikomakos’a Ahlak) adlı eseri, ahlak üzerine yazılmıştır. Ahlak Yunan kültüründe bir değerler dizgesini ifade eder.
Bu terimlerin zaman içindeki değişimlerini izlediğimizde moral’in daha çok bireysel ahlak için, etik’in ise sosyal ahlak için kullanıldığını görürüz. Birincisi İslam terminolojisinde edeb’e, ikincisi ise ahlak’a daha yakın durmaktadır.
Ahlak, son dönemlerde mesleki alanlara has kılınarak meslek ahlakları gelişmeye başlamıştır ki, tıp adamlarının uymaları gereken ahlaki kurallar müstakil bir ad almıştır: Deontoloji.
İyi-kötü ahlakın konusudur. Doğru-yanlış aklın konusudur. Güzel-çirkin estetiğin konusudur. Hak-batıl akidenin konusudur. Haklı-haksız hukukun konusudur.

Din binasının temel katı olarak ahlak

İbn Abbas’a göre din şu dört unsurdan oluşur:
1. Ahlak.
2. Akide.
3. İbadât.
4. Muamelat.

Peygamberin Sahabeyi Yetiştirme Yöntemi - Abdülhamit Karahan

"Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetleri okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin." (Bakara-129)

Aynı zamanda Hz. İbrahim’in bir duası da olan bu ayet, kendisine Allah (cc) tarafından öğretilen, Hz. Peygamberin (sav) insan yetiştirme yönteminide özetliyordu. Hz. Peygamber (sav) çocukluğundan itibaren özenle yetiştirilmişti. Çünkü O’ da ileride insanları özenle yetiştirecekti. O öncelikle el-emindi. Ve hepsinden önemlisi büyük bir ahlak üzereydi. Allah (cc), O’nu büyük bir olgunluk ve hikmetle yetiştirip, hikmetle davranabilme anlayışı vermişti. İşte o yüzden Kur’an’da da dendiği gibi, etrafından dağılıp gitmemişlerdi.

Zihinsel Bir Kadavra Gibi Yaşayamayız - Atasoy Müftüoğlu

Biz Müslümanlar, Selman-ı Fârisi gibi kendimizi, İslamın oğulları ve kızları olarak tanımlayamıyoruz.

İslam dünyası toplumlarında, İslami düşünce hayatı, modern-seküler zamanlar boyunca tahakküm üreten kolonyalist dil/söylem/ideoloji/kavram ve kurumlar karşısında entelektü­el bir yetersizlik ve niteliksizlik sergiledi. Modern/seküler emperyal dil ve söylem; kendi ilkeleriyle birlikte, arzu ve ihtiraslarını toplumlarımıza sömürgecilik yoluyla dayattı. Bu dayatma karşısında düşünce ve kültür hayatımız İslami bağ­lamda sistematik bir eleştiri ve yorum üretemedi, direniş gerçekleştiremedi. Hepimiz içerisinde yaşadığımız toplumlarda kültürel yabancı haline getirildik. Bugün, halen, modern se­küler zamanların gerçekleri/yapıları karşısında açıkça bir tıkanma durumu yaşıyoruz. İslam toplumlarını doğrudan ilgilendiren merkezi/hayati sorunlar karşısında, ne yazık ki sessizli­ğimizi koruyoruz.

Farklı toplum ve kültürlerde dünyaya gelme ve imtihandaki adalet

Farklı toplum ve kültürlerde dünyaya gelme ve imtihandaki adaletle ilgili bir mülahaza:

Cennete giden insanlar başka toplumlarda, başka ailelerden, başka din ve kültürlerin yaşandığı yerlerde dünyaya gelselerdi yine hepsi cennetlik olabilecekler miydi? Cehenneme gidenler de müslüman toplumlarda, müslüman ailelerden dünyaya gelselerdi yine hepsi cehennemlik mi olurdu?
Yaşanan durumlar en azından bunun yüzde yüz tamamen böyle olmayacağını gösteriyor. Çünkü inancın ve kültürün toplumsal boyutu da var.
Kimin hangi ailede, hangi toplumda dünyaya geleceğini Allah belirlediğine göre bu durumu irade etmiş olmuyor mu? Bu haksızlık veya adaletsizlik olmaz mı? Çünkü farklı durumlarda farklı şartlara muhatap olunacak belki iman etmeyen iman edecek. Çok günah işleyen belki az işleyecek. Yani kimin cennete, kimin cehenneme gideceğine Allah karar vermiş olmuyor mu? Bu durum merhamet ve adaletle bağdaşır mı?
Yani bir bakıma öğrencilerini çok iyi tanıyan ve her öğrenciye farklı soru soran bir öğretmenin bazı öğrencilerine kolay soruları vererek geçmelerini sağlaması gibi. Yani kimin hangi sorularla geçebileceğini bildiği halde çok az kişinin geçmesini netice verecek bir soru öğrenci eşleştirmesi yapması öğretmenin taraf tuttuğunu göstermez mi? Adalet ve merhametle bağdaşır mı? Sorular farklı eşleştirilse belki geçen kalan listesi ve sayısı değişecek, belki çoğunluk değil daha az kişi ceza alacak.

Farklı boyutları olan bu sorunun anlaşılması için öncelikle kainatın yaratılış amacı, sebebi ve hikmetlerinin bilinmesi gerekir:

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de bunu şöyle ifade etmiştir:

* Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphe ediyorsanız, düşünün ki biz, sizi topraktan, sonra bir meniden, sonra bir pıhtı kandan, sonra şekli belli belirsiz bir lokma etten(ceninden) yarattık. Size kudretimizin kemalini açıkça gösterelim diye. (Hacc, 5)

"Herşeyden sıyrılıp yalnız O'na (Allah'a yönel)" Müzemmil 8

islamda milliyetçilik var mıdır? Fazli Karaduman

Bugünkü Milliyetçilik, Cahiliye'den Bir Hastalıktır.

Etimolojik olarak, Milli kelimesi, tam ifadesi ile ‘dini’,Millet ise ‘din, inanış’ ; Milliyet: ‘tabii olduğu din, inanç’ durumu,Milliyetçi ise ‘İnancının Mücadelesini veren kişi.’anlamına geliras..(1)Söz konusu kavramların asıl manaları bu şekilde olup; bu kavramlar, kesinlikle ırk veya kavim anlamında kullanılmazlar.(2)İslam düşüncesine göre, yeryüzünde sadece iki Millet vardır.

Reklam

İçeriği paylaş