Uluslararası Sosyal Medya Derneği Kuruldu!

Anlamdan yoksun olarak gelişen postmodern dünya yaşadığımız anlık olayların herhangi bir kontrolden geçmeden ve doğruluk sınırı gözetmeksizin bilgiyi kitlelere paylaşabilme olanağı sunmuştur.

Anlamdan yoksun olarak gelişen postmodern dünya yaşadığımız anlık olayların herhangi bir kontrolden geçmeden ve doğruluk sınırı gözetmeksizin bilgiyi kitlelere paylaşabilme olanağı sunmuştur. Ünlü düşünür Jean Baudrillard, bütünsellikten kopuşun ve anlamdan kayboluşun sürecini şöyle ifade edecektir: “Artık yapılacak şey parçalarla oynamaktan ibarettir. Parçalarla oynamak işte bu postmoderndir.”

Bütünün parçalara ayrılması, anlık olaylarla ve anlık paylaşımlarla bütüne doğru yol alınması, bir nevi matrix alemini inşa edecek, bilgiyi herhangi bir araca yüklemeye gerek kalmadan paylaşıma açarak sosyal toplumun üyelerinin doğuşunu hızlandıracaktı. Sosyal toplumun üyeleri özellikle 2000'li yıllardan sonra varlık göstermeye ve üretmeye başladılar. 2000'li yılların başından itibaren ivme kazanan ve Web 2.0 teknolojisine geçişle beraber çeşitli portallar ve chat odalarında buluşan yeni sosyal toplumun üyeleri, birbirlerinden çok uzakta olsalar dahi karşılarındaki gerçek kişilerin simülasyonlarıyla vakit geçirmeye, oyun oynamaya, iletişime halinde olmaya ve anlık haberleşmeye başladılar.

Adalet Devletin İmanıdır - Mustafa İSLÂMOĞLU

ADALET DEVLETİN İMANIDIR

Zulme tapmak adli tepmek hakka hiç aldırmamak
Kendi âsudeyse dünya yansa baş kaldırmamak
M. Akif

Dinin iki kanadı: Tevhid ve adalet

İnsan, ebedi mutluluk menziline iki kanatla uçar: Bunlar, tevhid ve adalet kanatlarıdır. Tevhid kanadı, insandan Allah’a uzanır ve insan-Hâlık ilişkisini temsil eder. Adalet kanadı, insandan insana uzanır ve insan-mahlûk ilişkisini temsil eder.

Müslümanın Evlilikle İmtihanı

Ne zaman arabayla dolaşmaya çıksam gözüme yeni bir gökdelen çarpıyor. “Ne zaman yapıveriyorlar bunları?” diye şaşmadan edemiyorum.

Gazeteler Türkiye’ye yatırım yapmaya koşan şirketlerden bahsediyor. Anlaşılan bu binalar boş yere yapılmıyor, dev şirketler ülkemizde iş ortakları ediniyor.

Ekonomimiz büyürken insanlarımızın çalıştığı ortamlar, para kazanma biçimi ve meslek hayatları hızlı bir değişim geçiriyor. Elbette değişen sadece iş hayatı değil, buna bağlı olarak aile hayatı da değişimden etkileniyor.

Ölüm

Şu fezanın boşluğunda nereye akıp gidiyoruz? Ve hangi iş için burada varız?

Doğarken bu gezegende kimse sormadı bize doğmak ister misin, istemez misin diye... Dünya hayatımızın son sayfasına ölüm yazılırken de bu karardan habersizdik.

Öyleyse bize bahşedilen bu hayat aslında bize ait değildir. Emanet olarak bize sunulan bu ömür sayfalarını kirletmeden, ak bir şekilde sahibine teslim etmeliyiz. Yol üstünde bir handa konaklayan, yada gar'ın bekleme salonunda trenin kalkmasını bekleyen bir yolcu gibiyiz. Sahibimizin bir görev için bizi göndermiş olduğu yere geldik ve şimdi görevimizin mes'uliyetinin ağırlığıyla tekrar onun huzuruna rapor vermek üzere gidiyoruz.
"Her nefis ölümü tadıcıdır. Sonra Bize döndürüleceksiniz."(Ankebut-57)

Kendin İçin İstemediğin Şeyi Mümin Kardeşine Yapma

Ben küçükken Rahmetli babam bize hep şöyle nasihat ederdi:

“Oğlum, eğer sen kendine bir hali yakıştırmıyorsan, başkalarına da o hali yakıştırma. Eğer senin kendine saygın varsa başkalarına da saygılı ol. Eğer sen birine kötü bir söz söylersen bil ki Allah- u Teâlâ; ya o insanın kalbine ya da başka birinin kalbine, sana o sözü söyleyecek cesareti koyacaktır ve o söz sana geri dönecektir”

Gerçekten de hayat bumerang gibidir. Yaptığımız hatalar, işlediğimiz günahlar, yaptığımız zulümler, mutlaka bize bir şekilde geri gelecektir.

Kur'an-ı Kerim'de Tutarsız, Çelişkili, Yanlış Bilgiler Var mı?

Kur'an-ı Kerim'de Tutarsız, Çelişkili, Yanlış Bilgiler Var mı?

Kur'an-ı Kerim, Allah'ın kelamı olduğu için onda tutarsızlık, çelişki ya da yanlış bilgiler bulunması söz konusu olamaz. Bu bilgi, Kuran'da da ifade edilmiştir: Kur’ân’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer Kur’ân Allah’tan başkasına ait olsaydı, elbette içinde birçok tutarsızlıklar bulurlardı. (Nisa, 82 )
İnanmayanlar, daha Hz. Muhammed(s.a.v.) hayatta iken dahi bu büyük bir şair, büyük bir büyücü gibi ithamlarla Kur'an'ın Allah kelamı olduğunu inkar etmişlerdir. Daha sonraki devirlerde de benzer iddialar ifade edilmiş özellikle inkarcılığın arttığı son devirlerde bilimsel gelişmeler arttıkça, yaşam şekilleri değiştikçe bu açılardan Kuran'da yanlışlık, tutarsızlık ve çelişki arayışları da artmış ve gerçeği yansıtmayan sığ düşüncelerin ürünü olarak zihin bulandırıp imana şüphe düşürmeye yönelik bazı iddialar, iftiralar sürekli dillendirilmektedir.

Yukarıdaki ayete ilave olarak Allah, inanmayanları, Kuran'ın, eğer insan sözü olduğu düşünülüyorsa benzerini getirme konusunda Bakara, 23; İsra, 88; Yunus, 38 gibi ayetlerde ispata davet etmiştir. "Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’ân'ın Allah’ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, iddianızda haklı iseniz! Bunu yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- çırası insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış o ateşten sakının." (Bakara, 23-24)

İslam, Uydurma Bir Din midir?

İslam, Bir Kişi Tarafından Ortaya Konmuş Uydurma Bir Din midir?

Bazıları, Kuran'da anlatılan birçok olayın, özellikle peygamber kıssalarının İncil ve Tevrat'ta anlatılanlarla benzerlik göstermesi, bazı oruç, kurban, dua gibi ibadetlerin ve recm, kısas gibi bazı cezaların eskiden Arap toplumlarında veya başka toplumlarda az ya da çok benzerlerinin var olmasından hareketle İslam'ın Hz. Muhammet tarafından bunlardan esinlenerek uydurulmuş bir din olduğunu iddia ederler.

Aslında bu iddia çok temelsizdir. Çünkü, islami inanışa göre Allah, İlk insandan itibaren peygamberliği de başlatmış ve insanlık yeryüzüne yayıldıkça her topluma uyarıcı bir peygamber göndermiş, böylece insanlara hükümlerini anlatmıştır. Bütün peygamberlere, başlangıçtan beri aynı esaslar tebliğ edilmiş fakat bu topluluklar bazen az, bazen çoğunluk olarak peygamberleri inkar etmişler veya kabul edenler gruplar bir süre sonra dinin özünden uzaklaşmışlardır. Böylece, yeni peygamberler gönderilmiş, bu durum son peygamber Hz. Muhammed'e kadar devam etmiştir. İslam ile beraber, peygamberlik ve din müessesesi tamamlanmıştır. Allah, son dinin ve kitabı Kur'an'ın hükümlerinin kendi korumasında olduğunu, kıyamete kadar değiştirilemeyeceğini bildirmiştir. Hz. Muhammed'in düşmanlarının dahi ittifakla katıldığı ümmi yani okuma-yazma bilmiyor oluşu ve Kur'an'ın da onun tarafından ortaya konması ayrı bir mucizedir. Zira okuma yazma bilmediği için başka kitaplardan okuyarak öğrenemeyeceği gibi eğitimli olmayan birinin böyle üstün belagat, ilim, ahlak, hikmet vs. kitabı ortaya koyması büyük bir mucizedir.

İşte bu yüzden, yeryüzündeki bütün dinlerde, asıl olan Tevhid dininin bazı hükümlerinin veya uygulama şekillerinin bazı izleri kalmış olabilir. Bu durum İslam'ın onlardan oluşturulduğunu göstermez. Aksine Allah'ın insanlara gönderdiği ilahi mesajların temelde ortak olduğunu gösterir.

Roger Garaudy

Roger Garaudy Vefat Etti.

"Ben ve benim gibilerin vazifesi, kokuşmuş Batıya, İslam'ı gerçek manasıyla tebliğ etmek ve İslam'ın müjdesini vermektir. Müslümanlar, Batılılaşma eğilimini bir an önce bırakmalıdırlar. Çünkü, Batı iflas etmiştir ve hastadır. Sağlıklı bir kişinin hastayı taklit etmesi ise manasızdır."

İsrail ile ilgili yazdığı kitap nedeniyle evinde göz hapsindeydi. Dışarı çıkamıyordu. Gelirini islama vakfededen bir yiğit. İspanya ( Endülüs) Gırnatada Vakıf kurdu. Kendi şehir dışına çıkamadığı için vakfı hanımı yönetiyordu.

1982'de Fransız Komunist Partisi Yöneticisiyken İslam'a giren Müslüman Düşünür ve Yazar Roger Garaudy, dün gece vefat etti. Allah rahmet eylesin...

İSLAMDA ÇOK EŞLE EVLİLİK VE PEYGAMBERİMİZİN EVLİLİKLERİ

İSLAMDA ÇOK EŞLE EVLİLİK VE PEYGAMBERİMİZİN EVLİLİKLERİ

Peygamberimizin eşleri şunlardır:
Hz. Hatice (r); Hz. Sevde binti Zem’a (r); Hz. Aişe (r); Hz. Hafsa binti Ömer (r); Hz. Zeynep binti Huzeyme (r); Hz. Zeyneb binti Cahş (r); Hz. Ümmü Seleme (r); Hz. Ümmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (r); Hz. Cüveyriye binti Hâris (r); Hz. Safiyye binti Huyey (r); Hz. Mâriyetü’l-Kıbtiyye (Ümmü İbrahim) (r); Meymûne binti Hâris (r)

Peygamberimizin evliliklerini nefsanî ve şehevanî telâkki eden, eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaletine verilen kesin ve susturucu cevap, Üstad Bediüzzaman'ın izahıyla özetle şudur:
Evliliğin iki ana gayesi vardır.. Biri neslin çoğalması, diğeri şehevanî duyguların meşru dairede tatmin edilmesidir.. Neslin çoğalması evliliğin illeti, yani en öncelikli gayesidir. Nefsanî arzuların tatmini ise o vazifeyi gördürmek için yaratıcı tarafından verilmiş cüzi bir ücrettir. Tıpkı şahsi hayatın devamı için yemeğin içine konulan lezzet gibi.

Gerek tarihî açıdan, gerekse insan yaratılışı açısından Peygamberimizin evliliklerini incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
25 yaşına kadar, gençliğinin en heyecanlı çağında kavmi içinde bekar yaşamış ve hiçbir kadınla ilişkiye girmemiş, iffet sahibi olduğu, dost ve düşmanın ittifakıyla sabit olmuştur. Hatta kavmi ona her yönüyle güvenilen biri olarak "Muhammedül-Emîn" unvanını vermişlerdi.
Oysa içinde bulunduğu toplum, çok kadınla münasebeti normal addediyordu; Buna rağmen o, gerek 25 yaşına kadar ve gerekse daha sonraki hayatında pek çok hem de bakire kızla hayatını birleştirebilirdi. Ancak o, böyle yapmayıp kendisinden 15 yaş büyük, 40 yaşında dul bir kadınla evlenmiştir. Hem de bu evliliği eşi vefat edene kadar tam 25 yıl sürmüştür. Yani elli yaşına kadar tek ve dul bir hanımla yetinmiştir.

Onun evliliklerinde nefsaniyet olmadığının bir delili de, müşriklerin davasından vazgeçmesi için yaptıkları teklife verdiği cevapta saklıdır.

Reklam

İçeriği paylaş