ölüm

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Ölüm

Şu fezanın boşluğunda nereye akıp gidiyoruz? Ve hangi iş için burada varız?

Doğarken bu gezegende kimse sormadı bize doğmak ister misin, istemez misin diye... Dünya hayatımızın son sayfasına ölüm yazılırken de bu karardan habersizdik.

Öyleyse bize bahşedilen bu hayat aslında bize ait değildir. Emanet olarak bize sunulan bu ömür sayfalarını kirletmeden, ak bir şekilde sahibine teslim etmeliyiz. Yol üstünde bir handa konaklayan, yada gar'ın bekleme salonunda trenin kalkmasını bekleyen bir yolcu gibiyiz. Sahibimizin bir görev için bizi göndermiş olduğu yere geldik ve şimdi görevimizin mes'uliyetinin ağırlığıyla tekrar onun huzuruna rapor vermek üzere gidiyoruz.
"Her nefis ölümü tadıcıdır. Sonra Bize döndürüleceksiniz."(Ankebut-57)

Allah’ın Rızası Hiçbir Şeye Değişilmez

İnanan insan, Allah'ın varlığının ve gücünün bilincinde olduğundan, neden yaratıldığını ve Rabbinin kendisinden neler istediğini bilir. Bu nedenle de dünya hayatında belirlediği hedef, Allah'ın hoşnut olduğu bir kul olmaktır; her durumda çabası bu yöndedir. Kendisini hedefine ulaştıracak her yolu dener, bunun için ciddi bir şekilde gayret eder.

n/a

n/a

Evrim Masalının Çöküşü

Evrim Masalının Çöküşü

Evrim teorisi, Darwin'in dönemindeki cehalet ve ilkel bilim seviyesi ile bir dereceye kadar inandırıcı bir senaryo olabilirdi. Çünkü Darwin'in bu teoriyi ortaya attığı dönemde bilim dünyası atomun ve hücrenin yapısı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildi. Mevcut mikroskoplar hücreyi sadece bir kara leke olarak görebiliyorlardı. Oysa geçtiğimiz yüzyılda teknolojide yaşanan hızlı gelişmeyle, 20. yüzyılın en büyük keşiflerinden biri yapıldı ve hücrenin ve atomun tüm detayları keşfedildi. Ortaya çıkan tablo ise bilim adamlarını hayrete düşürecek nitelikteydi. Atomun ve hücrenin çok kompleks yapılar olduğu anlaşıldı.

Evrim Teorisi, Tesadüfleri Yaratıcı Bir İlah Olarak Görür

Evrim teorisinin iddiasına göre, fosfor, karbon gibi bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, bilgisiz ve cansız atomlar tesadüfler sonucunda bir araya gelmişler, yıldırımlar, volkanlar, ultraviyole ışınları, radyasyon gibi doğal olaylar sonucunda kendilerini kusursuzca organize ederek proteinleri, hücreleri, balıkları, kedileri, tavşanları, aslanları, kuşları, insanları ve tüm canlılığı meydana getirmişlerdir.
Tesadüfleri yaratıcı bir ilah kabul eden evrim teorisinin temel iddiası budur. Böyle bir iddiaya inanmak ise akla, mantığa ve bilime karşıdır. Aslında bir inanç esası olan, bilimsel olarak kesinlikle ispatlanamamış olan bu teoriyi savunanlar, bunu bilime uygundur şeklinde göstermeye çalışıp yaratılışın bilime aykırı olduğunu savunmaya çalışmaları aslında bunun da Allah’a inanmayanların inanç zemini olduğunu gösterir. Çünkü bilimde tesadüflere yer yoktur. Evrim ise tamamen tesadüfler üzerine kurulmuştur.

ATOM BOMBASI

1930’ların sonlarına doğru bilginler uranyum atomunun parçalanabileceğini ve bu atomun içindeki akıl almaz enerjinin açığa çıkartılabileceğini saptadılar.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Amerika Japonya’nın Hiroşima kentinin üzerine ilk atom bombasını attı. Patlamaların etkileri korkunç oldu. 80 bin ölü 72 bin yaralı şehir yerler bir, 9 Ağustos’ta Nagazakiye’ye atıldı. Japonya teslim oldu. Bombanın etkileri yıllarca sürdü. Geriye bırakılan manzara ve yaralıların durumu dehşet vericiydi. Deriler eriyor, dökülüyordu. Sonraları uçakla bombayı atanlar vicdan azabına dayanamayıp intihar ettiler.
Amerika 1982’de hidrojen bombası yaptı ve Marhail Adaları’nı patlattı. Bu bomba atom bombasından daha güçlüydü. Bu ilerleme bir düğmeyle dünyayı parçalayacak duruma geldi. Atom enerjisinin barışçıl yollarla kullanılması için teşkilatlar kuruldu, anlaşmalar yapılsa da büyük devletlerin elinde dünya tehlikede idi.
Bu da gösteriyor ki Allah için kıyamet koparmak hiç de zor değil. Her şey Allah’ın elinde değil mi?

Her İşte Hayır Olduğuna İnanmak

Güçlü bir imana sahip, Allah'ın gücünü gereği gibi takdir edebilen ve O'na yakın olan müminler, Allah’ın kendileri için yarattığı her olayda tevekküllü davranır ve her şeyde mutlaka hayır olduğuna inanırlar.

Tam olarak iman edemeyen, Allah’a gereği gibi teslim olamayan insanların yaşadıkları yıkım, üzüntü ve çaresizlik gibi duygular, müminlerde görülmez. Müminler Allah’ın kendileri için yarattığı kaderden razıdırlar. Ve Kuran’da bildirilen:

"… belki, bir şey hoşunuza gitmez, ama Allah onda çok hayır kılar." (Nisa Suresi, 19)

"… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216) ayetlerinin bilincinde olarak her zaman Allah’a sığınırlar.

Allah’a tam teslim olan müminler bu çok önemli sırrı bildikleri için, karşılaştıkları olaylarda hayır ve güzellik ararlar. Zorluk veya aksilik gibi görünen hiçbir olaya üzülmezler. Örneğin yıllar boyunca zorlukla çalışıp sahip oldukları tüm mallarını kaybetseler bile, bunda bir hayır olduğunu düşünür ve Allah’a sığınırlar. Allah'ın kendilerini bir kötülükten veya harama girmekten korumuş olabileceğine inanır ve şükrederler.
Aynı şekilde çok çalıştığı halde istediği okulu kazanamayan bir insan, Allah’a tam bir teslimiyetle sığınır ve bunda mutlaka bir hayır olduğuna inanır. Allah'ın kendisini o okuldaki bazı tehlikelerden, kişilerden veya çevrelerden koruduğunu düşünür. Hiçbir şey olmasa bile Allah’ın takdir ettiği sonucun kendisi için en hayırlı sonuç olduğuna inanır ve bunun için Allah’a şükreder.

Düşünmeden, Yüzeysel Yaşamak

Düşünebilmek, insan hayatındaki en önemli nimetlerden biridir. Düşünmek insanı, etrafında gördüğü, işittiği, hissettiği her şeyin, Allah’ın o muhteşem yaratma sanatı ile gerçekleştiği gerçeğine götürür. Düşünen insan, yaşamdaki amacının ne olduğunu, neden yaratıldığını, Allah’a karşı sorumluluklarını, ölümü, ahireti aklından çıkarmaz. Rabbimiz bir ayetinde, Kuran ayetleri üzerinde düşünüp öğüt alabileceklerin, yalnızca temiz akıl sahibi olan müminler olduğunu şu şekilde açıklamıştır:

"(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır." (Sad Suresi -29)

Dini gereği gibi yaşayamayan insanlar ise, şeytanın da telkinleri ile bütün bu konuları düşünmekten özellikle kaçınırlar. Dünya hayatında oyalanacak o kadar çok konu vardır ki, düşünmeye fırsat bulamazlar. Ancak, başlarına bir kaza veya hastalık gelip de, dünya hayatında oyalanacakları konulardan uzaklaştıklarında, o zaman Allah’ı düşünmeye ve eski günlerine tekrar dönebilmek için dua etmeye başlarlar. Sağlıklarına kavuştuklarında ise hasta ve aciz hallerini çok çabuk unutur ve eski yüzeysel yaşantılarına geri dönerler.
İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner-gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir. (Yunus Suresi -12)

İnkarcıların Ölüm Anı

İnsanlar ölümü düşünmekten şiddetle kaçınsalar da ölüm, hiç ummadıkları bir anda ve ummadıkları bir şekilde karşılarına çıkacaktır. Ölümden kaçış yoktur. Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz. (Ankebut Suresi -57) ayeti gereği, ne kadar sağlıklı olursanız olun, ne kadar güvenli mekanlarda yaşarsanız yaşayın, er ya da geç siz de öleceksiniz. Bu gerçek, Rabbimiz tarafından bir ayette şu şekilde bildirilmiştir:
Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile…(Nisa Suresi -78)
Daha önce hiç, öldükten sonra tekrar dirilip, ölüm anında yaşadıklarını anlatan bir kişi olmamıştır. Ölüm anında yaşanacakları öğrendiğimiz tek kaynak, bizlere yaşamı bahşettiği gibi, adı konulmuş bir zamanda da geri alacak olan Rabbimizin kitabı Kuran’da, açıkça ve detaylı olarak anlatılmıştır.

Kuran’da, ölüm esnasında çevredeki insanların göremediği, ancak ölen kişinin muhatap olduğu görüntüler olduğundan bahsedilir.

Hele can boğaza gelip dayandığında, Ki o sırada siz (sadece) bakıp, durursunuz, Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. (Vakıa Suresi – 83, 85)

Bir başka ayette de, bu "gözlemlenemeyen olaylar"ın inkarcılar için zorluk anı olduğu şu şekilde haber verilmiştir:

Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onları dünyada azablandırmak ve canlarının onlar inkar içindeyken zorluk içinde çıkmasını istiyor. (Tevbe Suresi - 85)

Ayette de haber verildiği gibi inkar edenler, dünya nimetlerine aldanmış ve boş emellerle oyalanıp ölümü unutmuşlardır. Ancak inkarcıların unuttukları ölüm, bütün ihtişamı ile tezahür ederken, yaşadıkları son pişmanlık artık fayda etmeyecek, malları ve çocukları da onların zorluk içinde çıkan canını asla geri getiremeyecektir.

Kaçınılmaz Son Ölüm

   Dünyada yaşayan milyarlarca insanın hayattaki tek amacı iyi bir işe, kariyere, ve mutlu bir aileye sahip olabilmektir. Bunun haricinde başka bir amaçları yoktur. Zaten tüm bunlara ulaşabilmek için çabalarken geriye çok fazla zamanları da kalmaz.Mesela yoğun olarak çalışan bir iş adamı günün büyük bir bölümünü çalışarak geçirir; iş yemekleri, toplantılar, iş gezileri... Tüm bu yoğunluğun dışında ailesine de zaman ayıran bu kişiler boş kalan zamanlarında ise sosyal bazı aktivitelerde bulunarak toplum içerisinde daha saygın ve sosyal bir pozisyon elde etmeye çalışırlar. Tek amaçları hayatlarını en iyi şekilde yaşayabilmektir. Ölüm ve sonrasını ise asla düşünmezler. 

Reklam

İçeriği paylaş