din

warning: Creating default object from empty value in /home/islamisi/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Allah'a Sığınmak

İnsanlar yaşadığı sürece iyi ya da kötü olaylarla, çeşitli zorluklarla ve beklenmeyen bazı durumlarla karşılaşır. Tüm bunlar Yüce Rabbimizin insanları sınamak için yarattığı olaylardır. Bu olaylarda gösterilen tavır insanın ahireti açısından çok önemlidir.

‘ O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.’ (Mülk Suresi, 2)

Kadere iman eden bir insan karşılaştığı her olayın Allah’ın kontrolünde gerçekleştiğini ve her şeyde bir hayır olduğunu düşünür ve kadere teslim olur. Sıkıntı ve zorluk anlarında Allah’a sığınır ve her zorluğun ardından mutlaka bir kolaylık geleceğine inanır. ‘…gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.’ (İnşirah Suresi, 5) Bu durum, iman eden insan için çok büyük bir nimettir.

Aksi tavır sergileyen bir insan için ise durum tamamen farklıdır. Tüm gücün ve kontrolün kendisinde olduğunu düşünen ve sebeplerin esiri olup büyük pişmanlıklar yaşayan bazı insanlar, ‘Eğer öyle olmasaydı tüm bunlar olmazdı’ gibi gereksiz düşüncelerle hem kendilerini hem de çevresindekileri suçlayarak yaşarlar. Bu durum insan için büyük bir eziyettir.

Yaşamın her anında Allah’a ve O’nun sonsuz merhametine sığınan insan, yardımı sadece O’ndan bekler. Hem fiili hem sözlü duasıyla Allah’ı aklından asla çıkarmaz. Attığı her adımın Allah’ın rızasına uygun olmasına dikkat eder. Yanlış bir adımda ise tevbe ederek yine Allah’a sığınır.

‘ Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.’ (Nisa Suresi, 17)

Allah Zorluk Dilemez

Hiç şüphesiz din, Allah Katında İslam'dır… (Ali İmran Suresi, 19) Allah, iman eden kulları için seçip beğendiği İslam dininde iman edenlerin ayaklarını sağlamlaştıracağını ve korkularından sonra onları güvene çıkaracağını Nur Suresi 55. ayetinde vaat etmiştir.

Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez… (Bakara Suresi, 185) ayetinden de anlaşıldığı gibi Allah kulları için zorluk istemez ve iman eden kullarını… kolay olan için başarılı kılacağız. (A'la Suresi, 8) buyurur. Ancak bazı kişiler İslam dinine sonradan eklenen ve Kuran’a tamamen tezat olan bilgilerle, İslam’ın yaşanması zor bir din haline dönüşmesine vesile olmuşlardır. Bunun sonucu olarak da pek çok kişi İslam’dan uzaklaşmış, bu “zor” zannettikleri dini yaşamayı hep ileriki yaşlara ertelemişlerdir.

İnsanların çoğu, kendilerine din olarak sunulan bilgilerin doğruluğundan emin olmadan, çoğunluğun uygulamasını referans alarak yanlış bir dini inanç sistemine yönelmişlerdir. Sağlam bir Kuran bilgisi ise insanın, sunulan bilgilerden yanlış olanları eleyerek en doğruya ulaşmasına vesile olur. Ancak hatalı bilgi ilk bu noktada ortaya çıkar. Genelde bizlere öğretilen, “Kuran’ı siz anlayamazsınız, âlimler okuyup açıklar, siz de onlardan dinleyerek öğrenebilirsiniz” telkinidir. Oysa Rabbimiz, “Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?” (Kamer Suresi, 17) buyurmuştur. Kuran, âlimlere ya da din adamlarına indirilmiş bir kitap değildir. “Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.” (Zuhruf Suresi, 44) ayetinden de anlaşıldığı gibi her insan ahirette tek başına hesap verirken, Kuran’dan sorulacaktır.

Kurtuluş, Kuran Ahlakının Yaşanmasında!

Kuran ahlakının temelini oluşturan güzelliklerin başında hiç şüphesiz müminler arasında yaşanan birlik, beraberlik, fedakârlık, dayanışma, koruyup kollama ve benzer özellikler yer alır.

Kuran ahlakının yaşandığı toplumlarda insanlar sevgi, barış ve hoşgörüye dayalı, huzurun hâkim olduğu bir yaşam sürerler. Bu tür özellikler sergileyen toplumlar her zaman diğer toplumlara göre daha hızlı bir gelişim gösterirler. Çünkü toplum içinde birlik ve beraberlik sağlandığı takdirde bireyler, güç ve enerjilerini kavga, çatışma, savaş ve fitneye değil, barış, hayır ve güzelliklere yönlendireceklerdir. Allah, hayır için birlikte çalışanları Kendi katından bir yardım ile müjdelemiştir. Bu nedenle Allah müminlere, birbirleriyle çekişmemelerini, yoksa güçlerinin gideceğini ve zayıf düşeceklerini bazı ayetlerinde hatırlatmıştır. Bu ayetlerden biri şöyledir:
Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

Tartışma, kırgınlık, alınganlık, nefret gibi özellikler, şeytanın insanlara telkin ettiği kötü ahlak özelliklerindendir. Müminler bu tür kötü ahlak özelliklerinden, şeytanın telkin ve vesveselerinden, Kuran ahlakına uygun yaşayarak korunurlar. Rabbimiz bir Kuran ayetinde, “Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz, Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 128) buyurarak, tüm insanların aslında bu tür özelliklere elverişli olduğunu, “Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9) ayeti ile de bu özelliklerden korunanların kurtuluşa ereceğini bildirmiştir.

Boş İşlerden ve Sözlerden Kaçınmak

Allah’a iman etmeyen insanlar, yaşamlarının dünya hayatıyla sınırlı olduğunu düşündüklerinden dolayı ahiret hayatı için herhangi bir şey yapma gereği duymazlar. Ahireti düşünmeyen bu insanlar zamanlarını boş sözlere dalarak, ne kendilerine ne de çevresindekilere fayda sağlamayacak konuşmalarla ve boş işlerle oyalanarak harcarlar. "Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır..." (Enbiya Suresi, 3) Ancak oyalanmayla geçen bu hayatın sonunda; her davranış, her söz, her düşünce hesap günü insanın karşısına çıkacak ve sonsuz hayatını etkileyecek bir öneme sahip olacaktır.

Bazı insanların Kuran ahlakını yaşama konusunda en çok yanıldığı noktalardan biri, hayatlarını “ibadet zamanları” ve “diğer zamanlar” olarak iki bölüme ayırmalarıdır. Bu insanlar yalnızca belirli zamanlarda ahiret hayatını hatırlar, geri kalan zamanlarda ise dünya işlerinin sözde karmaşasına kapılarak zamanlarını faydasız işler ve düşüncelerle geçirmeye devam ederler. Herhangi bir konu hakkında hiç sıkılmadan, yorulmadan saatlerce konuşan, zamanlarını bilgisayar başında oyun oynayarak ya da televizyon seyrederek harcayan bu insanlar, Allah’ı anmayı sadece ibadet zamanlarında akıllarına getirirler ve kendilerince bunun yeterli olduğunu düşünürler. Başlarına bir musibet geldiğinde için için Allah’a yalvaran bu insanlar, normal hayatlarına döndüklerinde Allah’tan uzak bir hayat sürmeye devam ederler.

Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür. (İsra Suresi, 67)

Allahın Rızası Yerine İnsanların Hoşnutluğunu Aramak

Kuran ahlakına göre değil de kendi oluşturdukları birtakım kurallara göre yaşayan insanların daimi mutluluk ve huzuru bulmaları mümkün değildir. Mutsuz ve huzursuz yaşamlarının sebebini bir türlü anlayamasalar da aslında içinde bulundukları durumun tek sebebi, Allah’ın rızası ve hoşnutluğu yerine insanların hoşnutluğunu aramalarıdır.

Mümin'in Şerefi: Hicret

Geçici dünya hayatında müminlerin tek amacı Allah’a kul olmak, O’nun rıza ve sevgisini kazanmaktır. Bu bakış açısı ile müminler, bütün hayatlarını ve ibadetlerini Allah’a adayarak, tam bir teslimiyet ruhu ile hareket ederler.
 
"De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162)
 

Namaz, Gaflet Perdesinin Kakmasına Vesile Olur

Müminler, Kuran’da Rabbimizin bildirmiş olduğu emir ve yasaklara karşı son derece hassastırlar. Kuran’a iman eden bütün insanların yapmakla mükellef olduğu farz ibadetler vardır. Bu ibadetlerden biri de namazdır. "... namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. " (Nisa Suresi, 103) İman sahibi olan her insan, ibadetlerine gösterdiği titizlik ve süreklilikle kendini belli eder. "Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. " (Müminun Suresi, 9) ayetinden de anlaşıldığı üzere, hiçbir koşul onları, bu ibadetlerini yerine getirmekten alıkoymaz.

Kuran'ı Rehber Edinmenin Önemi

Allah, Kuran-ı Kerim’i insanlara açıklayıcı bir rehber olarak göndermiş ve onda insanlar için en kolay ve en güzel yaşam tarzını bildirmiştir. Allah’ın razı olacağı tüm ahlak özellikleri ve iman edenlerin yapmaları gereken her şey, tüm detayları ile Kuran’da tarif edilmiştir.
 
Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik. (Nisa Suresi - 174)
 
Rabbimizden gelen kesin ve apaçık Kuran’ı başucu kitabı edinmek, her Müslüman’ın acil olarak yapması gereken en önemli konudur. Kuran, her yaşta ve eğitimdeki her insanın anlayabileceği kadar açık ve hikmetli bir kitaptır. Kuran’ı anlamak için yüksek bir zeka ve yeteneğe değil, samimi bir niyete ve ihlasa sahip olmak yeterlidir. Allah’ın hidayet bahşettiği derin iman sahibi olan herkes Kuran’ı okuduğunda, göstermesi gereken ahlak özelliklerini rahatlıkla anlayabilir.

Sivrisinekteki Mucize

Sivrisineklerin doğumundan ölümüne kadar olan bütün süreçler başlı başına birer mucizedir. Hiç önemsemeden yok etmeye çalıştığımız bu mucize varlık aslında Allahın yaratma sanatına çok önemli bir delildir. Şimdi bu küçücük canlının özelliklerinden bahsetmek istiyorum sizlere.

Allah Affedicidir

İnsan, yaratılmış bütün canlıların içinde en nankör olanıdır. Ezeli düşmanı olan şeytan ve nefsinin sınır tanımaz tutkuları vesilesi ile günaha çok yakındır. Yaşamı boyunca pek çok hata yapar. Kusursuz, eksikliklerden münezzeh olan tek varlık Allah’tır. ‘TEVVAB’ (günahları bağışlayan) sıfatıyla Allah insanlara, tevbe etmeleri durumunda günahlarını bağışlayacağını bildirmiştir.   ‘Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.’ (Bakara Suresi, 160)   İnsanı Allah’ın yolundan alıkoymak için elinden geleni yapan şeytan, insanlar için çok büyük bir tehlikedir. Ona karşı uyanık olmak ve bu sinsi varlığın oyununa gelmemek için sürekli teyakkuz halinde olmak gerekir. Şeytan çoğu zaman ‘Allah affeder’ telkiniyle insanları günaha yönlendirir. Kuşkusuz Allah merhametlilerin en merhametlisidir ve tevbe eden kullarını bağışlayandır. Ancak sonunda bağışlanma dileriz mantığıyla günah işlemek oldukça samimiyetsiz bir durumdur. Şeytanın Allah’ın adını kullanarak insanları kandırması bir ayette şu şekilde geçer:

Reklam

İçeriği paylaş